Ana Menü

Felsefe

Av-Az PDF Yazdır e-Posta
Atasözleri - Alfabetik Sırayla Atasözleri

Ava gelmedik kuş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.

En özgür, en uzak yörelerde yaşayan kuşiaı bîie bir gün avlanabilirler. İnsanlar da böyledir: Hiç ummadığımız zamanda ve yerde, beklemediğimiz felaketler başımıza ge­lebilir.

Ava giden avlanır.

Tehlikeli, başkalarına zarar verecek işlerden yarar uman kişiler, sonunda kendileri de zarar görebilirler. Kişi, başkasına zarar vererek geçinmeye çalışırsa, bir gün kendi­sine de zarar veren çıkar.

Av avlayanın, kemer bağlayanın.

Bir şey, onu elde etme yolunu bilenin, bir şeyden ya­rarlanma, onu kullanmasını becerebilenin hakkıdır.

Avcı ne kadar al bilse, ayı o kadar yol bilir.

Kişiler kendilerini çok kurnaz ve çok akıllı sanmamalı­dırlar. Daima kendilerinden daha uyanık ve kurnaz insanlar bulunabileceğini düşünmelidirler. Birçok hilenin birçok da kaçış yolu olduğu unutulmamalıdır.

Av köpeği avdan kalmaz.

Hazıra konmaya alışmış kişiler her zaman bu yolu izle­meye çalışırlar.

Avradı eri saklar, peyniri deri.

Herşey, durumuna uygun yöntemlerle korunur.

Avrat (kadın), malı, kapı mandalı, (kan malı hamam tokmağıdır).

Erkekler, evlenecekleri kadınlarda para değil, kişilik aramalıdırlar. Bir erkek, para için bir kadınla evlenirse her gün kapı mandalı gibi başına kakılacağım bilmelidir.

Avrat var, arpa unundan aş yapar; avrat var, buğday unundan keş yapar

Kadın, eğitim ve yönetim bakımından ailenin direğidir iş bilmeyen, beceriksiz, müsrif kadınlar ailenin gelişmesini engeller. Akıllı, becerikli kadınlar ise ellerindeki kısıtlı im­kanlar ile ailelerini çekip çevirirler.

Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.

Ailenin mutluluğunun, düzeninin korunmasında kadı­nın rolü çok önemlidir. Bazı kadınlar varlıklarıyla aileye mutluluk, bazıları da mutsuzluk getirirler.

Av vuranın değil, alanın.

Bir şeyin sahibi ondan yararlanamıyor da başkası ya­rarlanıyorsa, asıl sahip yararlanan kişi demektir

Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut düşün­me derin

Mutlu yaşamanın temeli sağlıklı olmaktır. Bunyn için de sağlığımızı korumalıyız. (Özellikle bir çok hastalığın ayağ; üşütmekten ileri geldiğine inanılır). İnsanın beden ve ruh sağlığını bozan etkenlerin başında aşırı sıkıntı ve kurun­tu gelir. Bu nedenle her şeyi kendimize dert etmemeliyiz.

Ayağını yorganına göre uzat

İnsan dâima olanaklarına ve bütçesine göre hareket et­melidir.

Ayağını yöneten baştır.

Her kademedeki yöneticinin yetenekli çalışkan olması toplumun, çalışanların verimli olmasını sağlar. Halkın yöne­timinde de yöneticilerin önemi büyüktür.

Ayak olmadık (ayağa değmedik) taş olmaz, başa gelme­dik iş olmaz. (Başa gelmez iş olmaz, ayağa değmez taş olmaz).

İnsan hayatta her türlü sıkıntıyla, sorunla, beklenmedik güçlüklerle karşılaşabilir.

Ay ayakta çoban yatakta, Ay yatakta çoban ayakta.

Aydınlıkta sürüye hırsız gelmez. Onun için çoban uyu­yabilir. Yani kişiler işlerinin gerektirdiği özelliklere, zama­na dikkat ederek çalışmalıdırlar.

Ay görmüşün yıldıza minneti (itibarı) yoktur.

Bir şeyin en iyisini, en güzelini görmüş olan kim şeye ondan daha az değerde olanını beğendirmek zordur.

Ayı görmeden bayram etme,(Ay gördünse bayram et).

İş gerçekleşmeden umutlanıp, oldu gözü ile bakmamalıdır. Her zaman sonucu almadan sevinmek, kişiyi hayal kırıklığına uğratabilir.

Ayıpsız yâr araya(dost isteyen), yârsız (dostsuz) kalır

Kusursuz insan, kusursuz güzel olmaz. Her şeyde bir kusur arayan eşsiz dostsuz, işsiz kalır. İnsanlar biraz hoşgö­rülü olmalıdır.

Ayı sevdiği yavruyu hırpalar.

Kişinin nazı sevdiklerine geçer. Bu yüzden de zaman zaman yakınlarını hırpalar, üzer.

Ay ışığında ceviz silkilmez.

Her işin yapılacağı uygun zaman ve koşullar vardır. Aksi halde yapılacak işten beklenen sonuç alınamaz.

Ayıyı (maymunu) fırına (ateşe) atmışlar, yavrusunu ayağının altına almış.

Bencil, duygusuz insanlar, kendilerim kurtarmak için en yakınlarını bile tehlikeye atmaktan çekinmezler.

Ay (gün) var yılı besler, yıl var ayı (günü) beslemez.

Öyle zaman olur .ki küçük kazançlarla az imkânlarla çok şeyler yapılabilir. Öyle zaman da olur ki büyük kazanç ve imkânlarla küçük şeyler bile yapılamaz.

Ayyar tilki art ayağından tutulur. İşini hile kurnazlık ile yürüten kişinin sonu gelmez. So­nunda eştiği kuyuya düşüp yakayı ele verir. Aza demişler: "-Nereye? " -Çoğun yanına" demiş.

Az, her zaman çoğa uyar, ya da onun ermine girer. Büyük sermaye, küçük sermayeye iş bırakmaz, azınlık, çoğun­luğa boyun eğer. 

Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.

Büyük şeyler, küçük şeylerin birikiminden meydana gelir. Küçük şeyleri beğenmeyenler, büyük şey edinme fır­satını kaçırırlar.

Azan kurda kızan köpek.

Belâlı kişinin hakkından ondan daha belalı olan kişi gelir.

Az ateş çok odun yakar.

En küçük bir tehlike bile ihmâl edilmemelidir. El verişli ortam bulununca, büyüye büyüye önüne geçilmez durum alır. Bir sigara bütün bir ormanı yakabilir. Bir suçlu pek çok insanın başını belaya sokabilir.

Az el aş kotarır, çok el iş kotarır. (Az eli aşta gör, çok eli işte gör).

Süresi belirli plan bir işi çok kişi de yapsa zamanından önce halledemez. Örneğin; bir çok kişi uğraşsa da pişme za­manından önce yemeği ortaya koyamaz.

Azıcık aşım, kaygısız (ağrısız, kavgasız) başım.

-  Azlık olan yerde, iş de, uğraşma da az olur.

-  Zenginliğin, yüksek mevkilerin getirdiği pek çok da zorluk vardır. Orta halli bir yaşantının sıkıntıları daha azdır.

Azıksız yola çıkanın iki gözü el torbasında kalır.

Gerek yolculukta, gerek diğer işlerde gereken şeyleri hazırlamaz tedbirli olmazsak, zamanı gelince başkalarınınkine hevesleniriz.

Az kaz, uz kaz, boyunca kaz.

Birisi için kötülük düşündüğün zaman aynı şeyin kendi başına gelebileceğini de düşün. Sana yapılmasını istemedi­ğini başkasına yapma. Yaptığın kötülük bir gün başına ge­lir.

Az olsun, uz (öz) otsun

Her şeyin az fakat öz olanı makbuldür.

Azrail gelince oğul uşak sormaz

Azrail, kişilerin durumlarını gözetmez. Büyük küçük demez; eceli gelenin canını alır. Kısacası ölüme söz geçiril­mez.

Az söyle, çok dinle.

Çok konuşan, konuştukça hatalara düşer, Çok dinleyen hem çok şey öğrenir, hem de çevresini rahatsız etmez.

Az tamah, çok ziyan (zarar) getirir.

Elde ettikleri ile yetinmeyerek çok daha fazlasının pe­şinde koşanlar, ellerindekini de yitirip daha çok zarara uğ­rarlar

Az veren candan çok veren maldan.

Armağanın maddi değeri önemli değildir. Önemli olan içtenlikle verilmiş olmasıdır. Varlıklı kimse çok şey verebi­lir. Bu, onun için fedakârlık sayılmaz. Yoksul bir kimsenin içinden gelerek verdiği küçük şeyler daha değerlidir.

Az yiyen az uyur çok yiyen güç uyur.

Açlık kadar çok yemek de insanı rahatsız edip uykusu bırakır. Her şevin olduğu gibi yemenin de kararını bilmeli­dir. 
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle