Ana Menü

Felsefe

Deniz-Dil PDF Yazdır e-Posta
Atasözleri - Alfabetik Sırayla Atasözleri

Deniz dalgasız olmaz, gönül sevdâsız olmaz

Her denizde mutlaka az çok dalga bulunduğu gibi her gönülde de sevda vardır

Deniz dalgasız olmaz, kapı halkasız.

Her nesnenin kendisine özgü nitelikleri, kendisinden ayrılmayan özellikleri vardır.

Denizdeki balığın pazarlığı (pazarı) olmaz (bini bir pa­raya).

Daha ele geçmemiş olan, birçok güçlükler yenildikten sonra ele geçeceği umulan şeyin, alımı satımı üzerinde ko­nuşulmaz. Konuşulursa yok pahasına olur.

Denize düşen yılana sarılır.

Çok büyük tehlike içine düşen kimse, çaresizlik içinde, kendisine yardım etmesi olanağı bulunmayan, hatta tehlikeli olabilecek şeylerden, kişilerden bile medet umar.

Deniz kenarında dalga eksik olmaz.

İşini, düzenini, uygun şartlar içinde kurmuş olmayan kişi elbet zaman zaman bundan dolayı çeşitli çalkantılarla güçlüklerle karşı karşıya kalacaktır.

Derdini söylemeyen (saklayan) derman bulamaz.

Bizini çaresini bulamadığımız birçok güçlüğe başkala­rı çare bulabilir. Ancak, bunun için sıkıntımızın ne olduğu­nu bilmeleri gerekir. Çare bulabilmek için onu, bize yardımı dokunabilecek kimselere açıklamalıyız.

Derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen.

Derdi olmayan, önemsiz şeyleri dert edinir, söylenir, böylece kendi kendini dertli hale getirir. Borcu olmayan da evlenirken pek çok borca girmek zorunda kalır, kendini borçlu hale getirir.

Dert ağlatır, aşk söyletir.

Derdi olan acı çeker, üzülür, daha çok suskundur. Aş­ka düşen kişi ise içindeki coşkun duygulan dışa vurmak, fe­rahlamak

Dert, çekene göredir.

Bir derdin ağırlığı, hafifliği, ona uğrayan kişinin etki­lenme derecesiyle ölçülür. Bir kimse için büyük olan bir dert, bir başkası için daha hafiftir, belki de hiç dert değildir.

Dert gider ama yeri boş kalmaz, (Dert gitmez, değişir).

İnsan her zaman dert içindedir. Biri gider, diğeri başlar.

Dertsiz baş (kul) olmaz.

Herkesin az çok derdi vardır. Derdi olmayan yoktur.

Dertsiz baş terkide gerek.

Dertsiz kimse yoktur. Derdin biri bitse diğeri başlar. Tâ ki ölüme kadar. Yani, dert ancak ölümle sona erer.

Dervişin fikri ne ise zikri de odur.

İnsan, kafasındaki düşünce neyse, konuşmasında onu dile getirir.

Destursuz bağa girilmez (gireni sopa ile kovarlar) (gire­nin yediği sopayı Mevlâ bilir).

Her işe girişmenin bir yolu yordamı vardır, buna uy­mayan cezasına katlanacaktır.           

Deve bir akçeye (götür, hani akçe), deve bin akçeye (ge­tir, hani deve)

Deve boynuz anarken kulaktan olmuş.

Elindekiyle yetinmeyip daha çoğunu isteyen, bu yüz­den elindekinden de olabilir.

Deve büyüktür amma beşini bir eşek yeder. (Eşek kü­çüktür ama dokuz deveyi yeder).

Deve eşekten büyüktür ama bir eşek beş deveyi çeke­rek arkasında götürür. Bunu gibi gösterişte, sözde büyük ol­makla akıl büyük olmaz. Büyük görünüşlülerin bir araya gelmeleriyle akıl çoğalmaz. Bir akıllı, birçok az akıllıyı ar­kasından sürükler.

Deveci ile konuşan (görüşen) kapısını büyük açar (açma­lı).

Kendisinden daha varlıklı kimselerle düşüp kalkan ki­şi, kendi yaşayışını, varlığını onlannkine uydurmak ve onla­rı konuklayabilecek düzen kurmak zorundadır.

Deveden büyük fil var.

Kimse görevinin büyüklüğü, yetkisinin genişliği, zen­ginliği, varlığı ile övünmemelidir. Çünkü daima ondan üstü­nü vardır.

Deve deve yerine çöker.

Yitirilen değerli kimsenin, elden çıkan değerli şeyin yeri boş kalmaz. Yenisi gelir.

Deve Kâbeye gitmekle hacı olmaz.

Gerekli meliklerden yoksun kişi, biçimsel eylemlerle kişiliğine değer kazandıramaz.

Devenin derisi (yükü, silkintisi) eşeğe yük olur.

-  Zengin ne kadar fakir düşerse düşsün, yoksula göre varlıklıdır.

-  İtibarlı kimsenin en değersiz kalıntısı, itibarı az kişi için başta taşınacak değerdedir.

Deveye bindikten sonra çalı ardına gizlenilmez.

Herkesin gözü önündeki büyük bir olayı, gerçeği, öyle böyle yorumlarla gözlerden gizlemeye çalışmak boşunadır.

Deveye burç gerek olursa boynunu uzatır

İstediğimiz şeyi elde etmek için yorgunluk ve fedâkârlık gerekir.

Deveye "inişi mi seversin, yokuşu mu?" demişler, "düz yere mi (düze kıran mı) girdi" demiş.

Bir işi en kolay ve sıkıntısız biçimde yapmak varken, aşırılıklara, zorluklara başvurmak doğru değildir.

Deve yerine, deve çöker.

Deveyi yardan uçuran (atan) bir tutam ottur.

Küçük bir çıkar peşinde koşmak, kimi zaman bir felâkete yolaçar.

Devletin malı deniz, vemeyen domuz.

Devlete hıyanet etmeyi meslek haline getirenlere göre, devletin bitmez tükenmez malı vardır. Yolunu bulup ayır­mayan budaladır.                                           

Devletli gözü perdeli olur.

Zengin, işi yolunda kişiler yoksulların hallerinden an­lamazlar.

Devletli ile deli bildiğini işler.

Büyük varlıklı kişilerle deliler, kimsenin sözünü dinle­mez

Devletli yanını kaşısa yoksul para verecek sanır.

Bir isteğinin yapılmasını bekleyen kimse, bunu yapa­cak olanın ilgisiz her davranışını kendi işine yorar.

Devletliye dokun geç, fukaradan sakın geç.

Zenginle az da olsa bir ilişkin bulunsun, belki yararı olur. Ama fakire yaklaşma, o senden yararlanmays ummak­tadır.

Devlet oğul, mal tahıl, mülk değirmen.

Oğul sahibi olmak en büyük mutluluk ve zenginliktir. En gerekli mal tahıl, en değerli mülk değirmendir.

Dibi görünmeyen sudan geçme (tastan su içme).

Her yönünü iyice öğrenmediğin işe ginşme

Diken battığı yerden çıkar.

Zarar hangi yönden geldiyse o yönden giderilir.

Dikensiz gül olmaz (gül dikensiz olmaz).

Her güzel şeyin hoşa gitmeyecek bir yanı vardır. karş. "Gülü seven..."

Dilden gelen elden gelse, her fukara padişah olur.

Bir şeyi söylemek başka, yapmak başkadır Yapmak, sözünü etmek kadar kolay değildir.

Dil ebsem (olsa) baş esen (olur).

İnsan dilini tutar, olmadık yerde, olur olmaz konuş­mazsa başını belâya sokmaz, rahat eder.

Dile gelen ele gelir.

insanlar, 'şu işi şöyle yapacağım" diye söyleye söyle­ye kafalanndakini gerçekleştirirler.
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle