Ana Menü

Felsefe

Duman-Ekmek PDF Yazdır e-Posta
Atasözleri - Alfabetik Sırayla Atasözleri

Dumansız baca olmaz, kahırsız koca olmaz.

Her bacanın mutlak dumanı vardır. Her kocanın da az çok sıkıntısı vardır.

Dut yaprağı açtı, soyun; döktü giyin.

Dut ağacı yapraklanınca hava iyice ısınır, kalın giysiler çıkarılabilir. Yaprağını döktüğü zaman soğuklar başlar; gi­yin.

Düğün aşıyla dost ağırlanmaz.

Dostumuzu ağırlama, özel bir özveriyi gerektirir. Her­kes için hazırlanmış, emeksiz şeylerle dostu ağırlamanın de­ğeri kalmaz.

Düğünde Fatmacığı kim bilir?

Onun gibi pek çok kişinin katıldığı toplulukta, kendisi­ne özel ve ayrı bir önem verileceğini uman kişi, hayal kırık­lığına uğrar.

Düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer deli komşuya.

Akılsız kişi, başkalarının düğünü, eğlencesi iyi olsun diye kendisini parçalar, bunu kendisine iş edinir.

Dün öleni, dün gömerler.

Üzüntüyü sürdürmeme!i. unutmaya çalışmalıdır.

Dünya bir, işi bin.

Yaşam, tekdüze ve kolay değildir. Kişinin hayaline ge­tiremeyeceği durumlar, türlü sıkıntılarla doludur.

Dünyada tasasız baş, bostan korkuluğunda bulunur.

Yaşayan her insanın kendine göre mutlaka bir derdi vardır. Ta ki ölene dek. Dertsiz baş, ölmüş insanda bulunur.

Dünya malı, dünyada kalır.

Hiç kimse, dünyadaki malını, öbür dünyaya götüre­mez. Bu nedenle aşırı tutkuya gerek yoktur. Kendimiz ve çevremiz için olumlu işlerde para harcamaktan kaçınmama­lıyız.

Dünyanın ucu uzun (-dur).

Kimse, gelecekte başına neler gelebileceğini kestire­mez. Bunun için gelecek kaygısı taşımalı, hazırlıklı olmalı­dır.

Dünya ölümlü, gün akşamlı.

Her iyi durumun bir sonu vardır. Zengin yoksullaşır, genç ihtiyarlar, yaşayan ölür. Bunlardan ders alınmalıdır.

Dünya (peygamber) Süleyman'a bile kalmamış.

İnsan, ne kadar zengin, ne kadar yüksek mevkili olursa olsun bir gün ölecektir. Gücünü dünyaya kanıtlamış olanlar dahi öleceklerdir. Bunun için dünyada erdemli olmaya ça­lışmalıdır.

Dünya tükenir, yalan tükenmez.

Dünyada pek çok yalancı insan vardır. Bunlardan kay­naklanan sayısız, tükenmez de yalan vardır. Bunları huyla­rından caydırmak mümkün değildir.

Dünyayı sel bassa, ördeğe vız gelir.

Kimileri için, kendilerine zararı olmayan felâketlerin hiç önemi yoktur. O felâket, kendisine acı vermemekteyse umurunda değildir.

Düşenin dostu olmaz (hele bir düş de gör).

Zenginle, başta olanla herkes dostluk kurmak ister. Çünkü bu, çıkarları gereğidir. Ama zengin fakirleşince, baş­ta olan düşünce, artık çıkarlan söz konusu olamayacağından çevredeki eski dostlardan eser kalmaz.

Düşman, düşmana gazel okumaz.

Düşmanımızdan hoşumuza gidecek bir davranış bekle­memeliyiz. O, bize karşı elinden gelen her kötülüğü yapmak isteyecektir.

Düşman düşmanın halinden bilmez.

Düşman, daima hasmını kendisinden daha güçlü zan­neder. Bunun içindir ki, kendisini düşmanından üstün kıla­cak çabalar içinde olur.

Düşmanın karınca ise de hor bakma.

"Düşmanım güçsüz, ben onu nasıl olsa yenerim." diye düşünme. Güçsüz gördüğün düşman, umursamazlığından yararlanıp beklenmedik bir atılım yaparak seni yenilgiye uğratabilir.

Düşmez kalkmaz bir Allah.

Bu dünyada hiç bir düzen sürekli değildir. Zengin yok­sul, sağlıklı kişi hastalıklı olabilir. Yüksek bir iş başındaki düşebilir... Bunların tersi de olabilir. Gücünü, yüceliğini yi­tirmeyen tek varlık, Allah'tır.

Düş (rüya) uykudan sonra olur (gelir).

Güzel bir sonuca ulaşabilmek için o işin temelini ger­çekleştirip sonra ona bağlı ayrıntılar ele alınmalıdır.

Düt demeye dudak gerek (ister).

Güzel ya da önemli işlerin gerçekleştirilebilmesi, ge­rekli yeteneğin, koşulların, araçların bulunmasına bağlıdır.

 Ecele (ölüme) çare bulunmaz.

Çaresiz gibi görünen her işin bir çaresi vardır. Sağ olan kişi, tüm güç işlere bir çıkar yol bulur. Çaresi bulunamayan tek şey ölümdür.

Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane, (sebepsiz ölüm ol­maz)..

Ölüm, kişiler için kaçınılmazdır. Her ölüm bir sebebe dayanır. Ancak bu sebepler bahanedir. Asıl neden kişinin yaşama süresinin dolmasıdır.

Edebi, edebsizden öğren.

Edepsizlerin yaptıklarını gözlemlediğimiz zaman bunla­rın ne kadar kötü, beğenilmeyen davranışlar olduğunu daha iyi anlamış oluruz. Böylece kötüler, bize doğru yolu göster­miş olurlar.

Eden bulur, inleyen ölür, (Etme bulursun, inleme ölür­sün).

Başkalarına kötülük yapan, er geç cezasını çeker. Yaptı­ğı kötülüğün karşılığını görür. Ah alan onmaz. Şifasız hasta da ölür.

Eğilen baş, kesilmez.

Kusurunu kabullenip özür dileyen, size sığınan kişi af­fedilmelidir.

Eğreti ata (emanet ata, el atına) binen tez iner.

Geçici olarak kullanacağımız başkasına ait mal ve yet­kiyi fazla benimsememelidir. Çok geçmeden bunlar, gerçek sahibine verilecektir.

Eğri otur (oturalım), doğru söyle (konuşalım).

Davranışlarımız, giyinişimiz kötüyse de sözümüz doğru olmalıdır. Çünkü insanın değerini yalan söz, her şeyden çok düşürür.

Eken biçer, konan göçer.

Her davranış, doğal sonucuna ulaşır. Bir şeye emek ve­ren, karşılığını alır. Gezmekte olan da oradan oraya konup göçer. Yersiz, yurtsuz kalır.

Ekmeden biçilmez.

Özveride bulunmadığın kişiden sen de özveri bekleme. Emek vermediğin şeyden de ürün bekleme.

 

Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver (yarısını yerse helâl olsun).

Bir işten iyi sonuç almak istiyorsan paradan kaçınmayıp o işi uzmanına yaptırmalısın.

Ekmeğin (çöreğin) büyüğü hamurun çoğundan olur.

Verimin bol olması, ona harcanan emeğin, kullanılan araç gerecin çokluğuna bağlıdır.

Ekmekle oynayanın ekmeğiyle oynanır.

Başkasının kazancına, işine engel olanlara da aynı şeyi yaparlar.

Ekmekten kaşık olur ama her yoğurdun hakkına değil.

İyi nitelikli işler, elverişsiz araçla da olsa kolaylıkla yürütülebilir. Ama her iş, uygun olmayan koşullarda yürü­mez
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle