|
Cumhuriyet' öncesi dönemlerde eser veren bir çok şairin bu dönemde de şiir yazdığını görüyoruz. Bunlardan Celal Sahir Erozan, Faik Âlî Ozansoy, Mehmet Behçet Yazar, İbrahim Alaeddin Gövsa, Midhat Cemal Kuntay, Ahmed Haşim, Yahya Kemal, Hecenin Beş Şairi , asıl şöhrete Cumhuriyet döneminde ulaştılar. Ahmed Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet Ran, Ali Mümtaz Arolat, Salih Zeki Aktay, Ömer Bedreddin Uşaklı, Kemaleddin Kâmi Kamu, Halide Nusret Zorlutuna ve Şukûfe Nihal de 1930'lu yıllarda tanınmaya başladılar. Ahmed Haşim ve Yahya Kemal dışındakiler genellikle hece veznini kullandılar. Bu ikisi ise aruzda ısrar ettiler. Nazım Hikmet Ran belli nazım kurallarını bırakarak serbest nazma yöneldi. Millî Mücadele dönemlerinde şiirler yayınlayan Ahmet Kutsi Tecer (190i-1%7), Arif Nihat Asya ((1904-1975), Ahmet Muhip Dıranas (1909-1980) ve Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956) 1925-1930' da lirik şiirler yazan güçlü şairlerdir. Ferdî duygulan işlemişlerdir. Özellikle Cahit Sıtkı'da karamsarlık hâkimdir. Kısa ömürlü Yedi Meşaleciler, 1928'de bir araya gelerek Yedi Meşale kitaplarını çıkarırlar, ferdiyetçi ve karamsar şiirden kaçınarak yenilik peşinde koşacaklarını söylemelerine rağmen iddialarını gerçekleştiremezler. Topluluğun en güçlü şairi Ziya Osman Saba (1910-1957) idi. O da Cahit Sıtkı gibi karamsardı. Nazım Hikmet, Marksist anlayışla yazdığı ilk şiir kitabı 835 Satır (1929) ı çıkardı. İhtilalci Rus şiirinin etkileri böylece görülmeye başladı. Bu ilk dönemlerde resmi ideolojinin şairleri etkilediğini göz önüne getirmeliyiz. Milliyetçi düşünceyle Türk tarih ve medeniyetinin üstünlüğü savunuluyordu. Anadolu âdeta bir kutsal topraktı. Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Kemalettin Kâmi Kamu ve Arif Nihat Asya'nın bu "kutsal" topraklara yönelişleri "Anadoluculuk" diye adlandırılmış, ancak, coğrafî sınırlandırmanın yetersiz kaldığı düşünülerek "memleketçilik" denmişti. Yahya Kemal, bu anlayışı, "mektepten memlekete" görüşüyle formülleştirmiştir. Millî Mücadele'nin ardından Mustafa Kemal'in ve icraatlarının çevresinde bir destan edebiyatı oluşması tabiî idi. Millî Mücadele'yi ve ..Mustafa Kemal Paşa'yı destanlaştıranlar arasında şu isimleri sayabiliriz: Abdülhak Hâmid, Mehmet Emin, Celal Sahir, İbrahim Alâettin, Mithat Cemal, Halit Fahri, Orhan Seyfi, Yusuf Ziya, Enis Behiç, Yaşar Nabi, llhami Bekir, Ziya Osman, Fazıl Hüsnü, Ömer Bedrettin, Hasan Âli, Şukûfe Nihal, Halide Nusret, Hamit Macit, Cemal Oğuz... Haluk Nihat Pepeyi (1901-1972) de Çanakkale savaşlarını ve mütareke dönemini destanlaştırmıştır. 1923-1939 arasını özetlersek; milliyetçilik gelişir, sosyalizm henüz kımıldamaktadır, sanat ön plandadır, dil anlayışları Millî Edebiyat Dönemi anlayışı çizgisindedir. 1939-1960 arası dönemde önce Garipçiler ortaya çıkarlar. Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat Horozcu, Melih Cevdet Anday şiir anlayışlarını Garip adıyla ortaklaşa çıkardıkları kitabın, önsözünde açıklarlar. Vezne, kafiyeye, edebî sanatlara, şiirin konularla sınırlandırılmasına karşıdırlar. Gayeleri şiiri temelden değiştirmektir. Ancak, Türk şiirinde bunların yapmak istedikleri bazı değişiklikler denenmişti. Şiiri belli kaidelerin dışına çıkarmayı N.Hikmet, üslûbun yalınlaştırılmasını Ziya Osman Saba ve Cahit Sıtkı Tarancı, yine belli konuları aşmayı da Yedi Meşaleciler başlatmışlar, şuuraltı konusunu Fazıl Hüsnü Dağlarca işlemişti. 1936'dan sonra A.K. Tecer, B.K. Çağlar, B.Sıtkı Erdoğan, Feyzi Halıcı gibi şairler halk edebiyatının özelliklerinden faydalanmışlar, Edip Ayel ve Cemal Yeşil divan edebiyatı nazım şekillerini devam ettirmişlerdir. yönlü olarak Garipçilerin izindedir. Solcu ve sağcı şairler bu hareket içinde fikirlerini alabildiğine rahat işlerler. Zaten ortak bir kararla bu hareketi başlatmamışlardır. Hareketin dışındakiler II. Yenicilerin, I. Yeni diye adlandırılan Garipcilere göre, karanlık bir üslûba büründüklerini, gerek kullandıkları yeni kelimeler ve gerekse cümle kuruluşları bakımından oldukça farklıdırlar. Asaf Halet Çelebi'nin metafizik, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın varlık ötesi konuları; Mustafa Seyit Sutüven'in eski Yunan mitolojisini işlediklerini görürüz. Memleketçi, milliyetçi şiirleri daha çok B.K. Çağlar, Arif Nihat Asya, A.K. Tecer, Ö.B. Uşaklı, F.H. Dağlarca, B.S. Erdoğan, Feyzi Halıcı gibi şairler yazarlar. Hisar (Mart 1950) dergisi etrafında toplandıkları için Hisarcılar diye adlandırılan topluluğun Garipçiiere ve Marksist şiire bir tepki olarak meydana geldiğini söyleyebiliriz. Onlardan farklı olarak gelenekçi nazım şekil ve türlerine bağlı kaldılar; değişik duyguları, hayalleri, aşkı ve tabiatı işlediler.İlhan Geçer (1917-), Mehmet Çınarlı (1925-), Munis Faik Ozansoy (1911-5975), Mustafa Necati Karaer (1929-), Nevzat Yalçın (1926-), Gültekin Sâmanoğlu (1927-), Yavuz Bülent Bakiler (1936.), Yahya Akengin (1946-) Hisar topluluğunun üyesi idiler.1960'dan sonra Türk şiirinde sol ve sağ çizgiler belirginleşir. II. Yeni'nin dağınıklığında Marksist şairler savaş, kin, nefret, fakir-fukara temalarında tek sestirler. Attilâ İlhan (1925-) "eski şiirin ilhanlıyla" yenilikler peşinde koşar. Bahattin Karakoç (1930-) çağrışımlı mısratarıyla güçlü bir sestir. Abdurrahim Karakoç (1932) taşlamalarıyla Anadolu'da âşık edebiyatı geleneğini devam ettirir. Behçet Necatigil'de zengin bir iç âlem vardır. Fazıl Hüsnü Dağlarca kendine özgü "kozmik-trajik" şiir görüşünü bırakmış, Marksizm anlayışında slogana yönelmiştir. II. Yeni şiir anlayışında, ancak, Marksizm'in karşısında İslamcı akımın temsilcilerini buluruz, önde gelen isim Sezai Karakoç’tur. Erdem Beyazıt ve Cahit Zarifoğlu, İsmet Özel gibi şairler öneli temsilcilerdir.
|