Ana Menü

Felsefe

Türk Dil Kurumu PDF Yazdır e-Posta
Edebiyat - Edebiyat

Türkçenin gelişmesi, özleşmesi, bilim­sel ve teknik gereksinmeleri karşıla­yacak bilimsel çalışmalar yapılması amacıyla oluşturulmuş kurum.

HAZIRLAYICI DÖNEM

Osmanlılar döneminde yazı diliyle ko­nuşma dilinin birbirinden apayrı düz­lemlerde gelişmesi, yönetim ile halkın iletişim olanaklarını oldukça sınırla­mıştı. Tanzimat döneminin özellikle halkçı aydın yazarları (Ali Suavi, Ahmet Vefik Paşa, Ahmet Mithat Efen­di) "herkesin anlayabileceği bir dille" yazmayı ilke edinmişlerdi, ikinci Meş­rutiyetten sonra Genç Kalemler der­gisi bu işi örgütlü ve daha bilinçli ola­rak ele almış, Ziya Gökalp de Türkçü­lük ideolojisinin bir bölümünü özleş­meye ayırmıştı ("Dilde Türkçülük"). Arap kökenli Osmanlı alfabesinin ki­mi sakıncaları Tanzimat dönemi ay­dınları tarafından tartışıldı. İbrahim Şinasi, EbüzziyaTevfik, Şemsettin Sa­mi bu alfabenin kimi yönlerini (sözgelimi, bazı harflere kimi özel işaretler konması) değiştirmeye çalıştılarsa da, bu yazının sakıncalarını tümüyle kaldıramadılar. Latin harflerine dayanan bir alfabe­nin kullanılması, zaman zaman gün­deme getirilmiş konulardan biri oldu. Azeri yazarı Mirza Fethi Ali Ahundzade, İstanbul'a gelerek Encümen-i Daniş'e Arap alfabesinin onarımı ko­nusunda bir tasarı sundu, ama İslam yapıtlarının unutulmasına yol açar ge­rekçesiyle kabul edilmedi. Tanzimat aydınlarından Ali Suavi'nin Latin kö­kenli alfabenin benimsenmesi gerek­tiğini savunması, Hüseyin Cahit Yal­çın, Abdullah Cevdet ve Celal Nuri' nin Latin kökenli Türk alfabesi tezini ileri sürmeleri, ilgi uyandıran ama so­nuçsuz kalan girişimler oldu. Dil ve alfabe konusu Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü de yakından ilgilendirdi. 

1926'da kurulan Dil Encümeni, Ana­dolu ağızlarından derleme yapmaya başladı. Basında Osmanlı alfabesini savunanlar ile Latin kökenli alfabeyi gerekli görenler arasında bir tartışma başlatıldı. Konu Meclis konuşmaları­na kadar yansımıştı. Dü Encümeni iki kola bölünmüş, biri yazı, öbürü de dilbilgisi üstünde incelemeler yapıyordu. Dil Encümeni'nin raporuna dayana­rak Atatürk 9 Ağustos 1928 gecesi, İs­tanbul'daki Sarayburnu Parkı'nda dü­zenlenmiş olan bir şenlikte halka La­tin kökenli Türk alfabesini tanıttı. Ye­ni harfler yasayla da kabul edildikten (3 Kasım 1928) sonra Türkiye'nin her yanında açılan kurslarda halka öğre­tilmeye başlandı. Sıra iyi bir dilbilgisinin, iyi bir sözlüğün hazırlanmasına ve yazım kurallarının saptanmasına gelmişti. Çalışmalar sonucunda 25 000 sözcüklü birimli Lügati hazırla­nıp basıldı (1928); bu sözlük 1941'e kadar devlet dairelerinde ve okullar­da kullanıldı.

 

TÜRK DİLİ TETKİK CEMİYETİ VE TÜRK DİL KURUMU

 Yazı Devrimi gerçekleştirildikten son­ra artık çok yönlü dil çalışmalarına geçilebilirdi. Atatürk tarafından gö­revlendirilen dört milletvekili (Samih Rıfat, Ruşen Eşref, Celal Sahir,Yakup Kadri), İçişleri Bakanlığı'na bir dilek­çe ile "Türk dili hakkında tetkikat ve neşriyatta bulunmak maksadıyla ve merkezi Ankara'da Halkevi binasın­daki dairede olmak üzere Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla ilmi bir cemiyet" kurmak üzere başvurdular. Böylece 12 Temmuz 1932'de Türk Di­li Tetkik Cemiyeti kurulmuş oldu. Türkçenin çeşitli sorunlarının tartışıl­ması için 26 Eylül 1932'de Dolmabahçe Sarayı'nda Birinci Türk Dili Kurul­tayı düzenlendi. Bu kurultayda cemi­yetin ana tüzüğü hazırlanarak, çalış­ma programı saptandı. Halit Fahri'nin (Ozansoy) önergesiyle 26 Eylül'ün ku­rum üyeleri arasında "Dil Bayramı" olarak kutlanması kararlaştırıldı. Bu dönemde kurumun başlıca yayını Osmanlıcadan Türkçeye Söz Karşılıkla­rı Tarama Dergisi oldu. Burada osmanlıcadan türkçeye söz karşılık­ları yalnız Türkiye türkçesinden, Ana­dolu ağızlarından, Azeri ve Türkmen türkçeleri gibi türkçenin Oğuz dalından değil, Kuzeybatı (Kıpçak), Güney­doğu (Çağatay), Kuzeydoğu (Altay) kollarından da toplanmıştı. Yazarla­rın bu dergiden seçip yazdığı karşılık­lar yeni bir düzensizlik yarattı. 18-23 Ağustos 1934'te gene Atatürk'ün hu­zurunda Dolmabahçe Sarayı'nda İkin­ci Dil Kurultayı toplandı. Kurultay ka­rarıyla cemiyetin adı Türk Dili Araş­tırma Kurumu'na çevrildi. Tarama Dergisi'nin yarattığı karışıklık (1935, 1936, iki cilt) ile büyük ölçüde giderildi. Kurumun çıkardığı Türk Dili dergisi aracılığıyla da kimi bilim dal­larına ilişkin terimler işlendi. Üçüncü Türk Dil Kurultayı gene Ata­türk'ün katılmasıyla 24-31 Ağustos 1936'da Dolmabahçe Sarayı'nda ün­lü yabancı türkologların katılmasıyla yapıldı. Atatürk bu kurultaya Avus­turyalı dilci Hermann F. Kvergitch'in  "Türk Dillerinde Kimi Öğelerin Psikolojisi" başlıklı yazısından esinle­nerek oluşturduğu Güneş-Dil teorisi­ni sundu (bu kurama göre insanoğlu bilinçli bir yaratık olunca, onu en çok ilgilendiren, etkileyen Güneş olmuş­tur; Güneş kavramını anlatan ilk ses işaretinin de en kolay çıkan bir ses ol­mak üzere a a (ağ) biçiminde çok an­lamlı bir söz olması gerekir. İlk sözcü­ğün gelişmesiyle sayısız kavramlar ve sözcükler doğmuştur. Böylece dil ai­leleri türemiştir). Gene bu kurultayda Türk Dili Araştırma Kurumu'nun adı Türk Dil Kurumu'na çevrildi. Türk Dil Kurumu, çalışmalarını sür­dürerek, türkçeyi yapısındaki yaban­cı dil öğelerinden arındırmaya çalış­tı; bu konularda hazırlanan bilimsel çalışmalar kamuoyuna sunuldu. Ayrı­ca, Batı dillerinden giren yeni sözcük ve terimlere de karşılıklar bulundu. (Kurumun hazırlayıp yayımladığı bi­lim terimleri sözlüklerinin sayısı 100'ün üzerindedir.) Türk Dil Kuru­mu'nun yayın çalışmaları da ilgiyle karşılandı. Divanü Lugat-it-Türk, Kutadgu Bilig, Orhon Yazıtları, Dede Korkut Kitabı gibi Türk dilinin temel yapıtları türkçede yayımlandı, tarihi ve çağdaş Türk lehçeleriyle ilgili ola­rak yabancı türkologların hazırladık­ları sözlükler türkçeye kazandırıldı. Türkçenin dilbilgisine ilişkin olarak çeşitli kitaplar yazdırıldı. 

ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU

11 Ağustos 1983 tarih ve 2876 sayılı yasayla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu oluşturuldu; Türk Dil ve Türk Tarih Kurumları, amacı "Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak ye yayınlar yapmak" olan bu kuruma bağlandı. Aynı yasada, yeni bir biçi­me kavuşturulan Türk Dil Kurumu' nun amacı da şöyle belirtildi: "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dil­leri arasında hakkı olan değere yara­şır yüksekliğe eriştirmek." Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'na bağlı olan Türk Dil Kuru­mu'nun bugün 40 üyesi vardır. Tüzel kişiliğe sahip olan Türk Dil Kurumu' nun ayrı bir bütçesi bulunmaktadır. Kurum, Türk Dili dergisinin yayımını sürdürmektedir.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle