Ana Menü

Felsefe

Türkoloji PDF Yazdır e-Posta
Edebiyat - Edebiyat

Dar anlamda Türk dilleri araştırma­larım kapsayan bilim dalı; geniş anlamdaysa dünya Türklerinin tarihle­ri, coğrafyaları, dilleri, kültürleri, vb. konuları kapsayan bilim dalı (türkiyat, türklükbilim de denir).

 

TÜRK DÜNYASINDAKİ İLK TÜRKOLOJİ ÇALIŞMALARI

 Türk dünyasında türkoloji kapsamın­da değerlendirilebilecek ilk çalışma­lar oldukça eskilere gider. XI. yy'da Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lugat-it-Türk (Türk Dilleri Sözlüğü) adlı ansik­lopedik sözlüğüyle Araplara Türk di­lini öğretmeye çalışırken, Türk dünyayasıyla ilgili tarih, coğrafya, folklor vb. konulara ilişkin ilgi çekici bilgiler vermiştir. Ebu Havyan, İbn Mühenna gibi dilci­ler Mısır kıpçakçası üstünde durmuş­lar; Ali Şir Nevai Muhakemet-ül-Lugateyn (İki Dilin Karşılaştırılması) adlı yapıtında Türk dilinin bilim ve sa­natta farsçaya üstün olduğunu savun­muş; tarihçi Ebülgazi Bahadır Han Şecere-i Türk adlı yapıtıyla XV. -XVII. yy'lar arasındaki kabileler ve hanları hakkında bilgi vermiştir. Ber­gamalı Kadri de Müyessiretül-Ulum adlı yapıtında, XV. yy. türkçesinin ya­pışım, özelliklerini saptamaya çalış­mıştır. 

 

BATIDA VE DOĞUDA TÜRKOLOJİ ÇALIŞMALARI

 Türkolojinin bir bilim dalı olarak kurulması, gelişmesi Batı'da gerçekleş­miştir. Avrupalı bilim adamları Doğu dünyasının yanı sıra, Doğu ile Batı arasında bir köprü görevi yapan Os­manlı Türkleriyle yakından ilgilenmek gereğini duymuşlardır. Bunda Osman­lı Türkleriyle Avrupa devletleri ara­sında XIV. yy'da başlayan ilişkiler be­lirleyici olmuştur. Batılı bilim adam­larının Türk dünyasına ilişkin çalış­maları XVIII. yy'a kadar genellikle do­ğubilim (şarkiyat) çerçevesinde yer al­mıştır, ilk türkoloji kürsüsü 1795'te Paris'te Ecole des Langues Orientales'de (Doğu Dilleri Okulu) kurulmuş, türkolojiye de yer veren ilk doğubilimciler kongresi 1873'te Paris'te toplan­mıştır. Daha sonraki tarihlerde Avru­pa'nın çeşitli üniversitelerinde doğu­bilim ve türkoloji çalışmalarının yürü­tüldüğü enstitüler açılmış, birtakım bilimsel kurum ve dernekler oluşturul­muş, buralarda yapılan bilimsel araş­tırmalar, bilim çevrelerine iletilmek üzere birtakım dergilerde yayımlan­mıştır.Avrupalı doğubilimci ve türkologların çalışmaları özellikle İsveç kralı Kari XII'nin teğmenlerinden Johann von Strahlenberg'in Sibirya'da sürgünde bulunduğu sırada Orhon Yazıtları 'nı bulmasıyla büyük bir canlılık kazan­mıştır. Strahlenberg, bu konudaki ça­lışmalarıyla Ural-Altay okulunun kurucusu olmuştur. Fin bilgini M.A. Castren, 1838-1849 yılları arasında Sibirya'nın kuzey bölgelerinde bilim­sel inceleme ve araştırmalar yapmış, Sibirya dilleri ile koybalca ve karagasça üstünde durmuştur. Danimarkalı türkolog Vilhelm Thomsen, Orhon Yazıtlan'ndaki alfabeyi çözmüş, bu­nun eski bir Türk yazısı olduğunu sap­tamıştır (1893). Rus türkoloğu W. Radloff da yazıtların alfabesini bu tarih­lerde çözmüştür. Türk dilleri üstünde çalışan yabancı bilim adamları, bir yandan türkçenin kökeni üstünde durmuşlar, öte yan­dan da Türk dillerinin sınıflandırılma­sı konusunda öneriler getirmeye çalış­mışlardır. Bu bilim adamları arasın­da A.N. Samoyloviç, S.E. Malov, N.A. Baskakov, J. Benzing, K.H. Menges'in adları özellikle anılabilir. Türkoloji çalışmaları bugün pek çok yabancı ülkede, enstitü, üniversitede bölüm, kürsü halinde sürdürülmekte­dir. A.B.D., S.S.C.B., Federal Alman­ya, Macaristan, İtalya, Yugoslavya, Polonya ve öbür yabancı ülkelerde türkoloji çalışmaları yapan enstitü ve bölümler, kitap ya da dergilerde bun­ları yayımlamakta, bilimsel toplantı­lar düzenlemektedirler. Türkoloji ça­lışmaları günümüzde özellikle S.S.C.B'nde yoğun bir biçimde sürdü­rülmektedir. Bunda S.S.C.B'nin için­de birçok özerk Türk cumhuriyetinin bulunması rol oynamaktadır. Türkoloji çalışmalarında Türk dillerine ilişkin dilbilgisi kitapları ön sırayı almaktadır. Sözgelimi, A.N. Kononov, Türkiye türkçesinin ve özbekçenin; J. Deny, Osmanlı türkçesinin; N. Poppe, Altay dillerinin grameri konusunda ki­taplar yayımlamışlardır. Bu arada karşılaştırmalı Türk dilleri grameri hazırlayanlardan da söz edilmelidir.Türk Dillerine ilişkin sözlükler de türkolojinin ana hedeflerinden biridir. Bunlar arasın­da W. Radloff, A. Wambery, M. Rasânen, G. Clauson, K.K. Yudahin, N.İ. Aşmarin, W. Redhouse, E.K. Pekarskiy, vb'nin sözlükleri anılabilir. En eski türkçe metinler ile Türk dille­rinin klasikleri sayılan temel yapıtlar üstünde de yabancı türkologların ça­lışmalarını görmekteyiz. Sözgelimi, uygurca yazmalar üstünde W. Bang, A. von le Coq, F.K. Müller, A. von Gabain çalışmış, Dede Korkut Kitabı'ra E. Rossi, Kutadgu Bilig'i W. Radloff yayımlamıştır. Kimi yabancı türkolog­lar da lehçebilim (diyalektoloji) üstün­de durmuşlar, Türk lehçelerinden çe­şitli metinler derleyip bilimsel çalış­malar yapmışlardır (W. Radloff, T. Kowalski, vb.). 

 

Batı'daki türkolojiye ilişkin yayınlar arasında Philologiae Turcicae Fundamenta 'nın (2 cilt; 1959-1964) özel bir yeri vardır: Bu yayının birinci cildin­de Türk dillerinin gramer yapısı, ikin­ci cildinde de Türk halklarının edebi­yatları tarihsel gelişimleriyle birlikte derli toplu anlatılmıştır (3. cilt Türk tarihine ayrılmış, ancak bugüne değin yayımlanmamıştır).

 

TÜRKİYE'DE TÜRKOLOJİ ÇALIŞMALARI

 Türkiye'de türkolojinin bir bilim dalı olarak örgütlenmesi cumhuriyetten sonra olmuştur. Türkiye'de Batılı an­lamda türkoloji biliminin kurucusu Mehmet Fuat Köprülü'dür. 1924'te İs­tanbul Üniversitesi'ne bağlı olarak ku­rulan Türkiyat Enstitüsü ve bu ensti­tünün çıkardığı Türkiyat Mecmuası, Türkiye'de türkoloji çalışmalarına yön vermesi bakımından önemlidir. 1932'de Atatürk'ün önderliğinde ku­rulan Türk Dil Kurumu, özellikle Türkiye türkçesinin özleşmesi ve zen­ginleştirilmesi konusundaki çalışmalarda büyük rol oynamış, ayrıca türkoloji çalışmalarının merkezi duru­muna gelmiştir (bilimsel kurultaylar düzenleyen Türk Dil Kurumu'nun Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten adlı bir süreli yayını da var­dır; Bkz. ). Günümüzde Türkiye'nin hemen bütün üniversitelerinde türkoloji bölümü bu­lunmaktadır. Bu bölümlerde öğretimin yanı sıra Türk dili tarihi, eski ve yeni Türk lehçeleri, Anadolu lehçeleri, dil­bilgisi, kökenbilim (etimoloji) araştır­maları gibi konularda bilimsel araş­tırma ve incelemeler yapılmakta, bun­lar dergiler ya da kitaplar aracılığıy­la bilim dünyasına sunulmaktadır. Türkiye'de, Türk dili tarihi alanında­ki çalışmalarda (R.R. Arat, A. Caferoğlu, S. Çağatay, H. Eren, vb'nin ça­lışmaları) Türk dillerinin tarihsel ge­lişimi, bu gelişme sürecindeki yapısal değişiklikler, Türk dillerinin sınıflan­dırılması, dünya dilleriyle olan bağıntıları incelenmiş, daha çok eski Türk lehçelerine ilişkin temel yapıtlarm dil ve kültür tarihi açısından araştırılma­sına ağırlık verilmiştir (O.Ş. Gökyay, M. Ergin, F. Timurtaş, A.N. Tarlan, A. Karahan.vb.). Türkiye'de lehçebilim çalışmaları daha çok yöre ağızların­dan metinler derlemesi biçiminde­dir.  

Bazı türkologlar derledikleri metinler üstünde dil çalışmaları da yapmakta­dırlar (lehçebilim çalışmaları arasın­da İ.Refet, H. Zübeyr Koşay,A.Caferoğlu, Ö.A. Aksoy, Z. Korkmaz'ınkiler anılabilir).

 

 Türkiye'de dilbilgisi çalışmaları özel­likle Türkiye türkçesi üstünde yoğun­laştırılmıştır Genellikle Batılı dilbilgisi yöntemleri örnek alı­narak hazırlanan dilbilgisi kitapların­da, özellikle terim birliğinin sağlana­maması, dilin kimi inceleme alanları­nın (sözgelimi, anlambilim) bu tür ça­lışmalara alınmaması dikkati çekmek­tedir (Türk dilbilgisi üstünde çalışan­lar arasında A.C. Emre, T. Banguoğlu, M. Ergin, T.N. Gencan, V. Hatipoğlu, özellikle anılabilir; anlambilim üs­tündeki çalışmalarıyla da D. Aksan il­gi çekmektedir). Sözlük çalışmaları arasında da T.D.K'nın yayımladığı Tarama Sözlü­ğü ile Derleme Sözlüğü, türkoloji ça­lışmalarının temel başvuru kitapları olarak gösterüebilir. 
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle