|
Türk heykelcisi (İstanbul, 1935). Orta öğreniminin bir bölümünü Haydarpaşa Lisesi'nde yaptıktan sonra, Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü'nün lise sınıflarına denk düzeyinden sanat öğrenimine başlayan Gürdal Duyar, Akademi'deki ilk yıllarında Belling'in, atölye bölümündeyse, Ali Hadi Bara'nın öğrencisi oldu. 1959 yılında Akademi'yi bitirince, serbest sanatçı olarak çalışmayı yeğledi. Anıt heykellerin yanı sıra, büstlerde yoğunlaşan bir dizi çalışma gerçekleştirdi (bu yöndeki çalışmaları, günümüzde de sürmektedir). SANATI Gürdal Duyar'ın bir heykel sanatçısı olarak izlediği yol, aynı kuşağın başka sanatçıları için de genellikle geçerli olan iki alanı kapsar. Birbirini bütünleyen bu iki alandan birincisi, Atatürk heykellerini konu alan anıt heykelciliği, öbürüyse, yaratıcı dinamizmin daha serbest koşullarda ortaya çıktığı özgür etüdlerdir. Daha çok ikinci alanda başarılı çalışmalar yapmış olan Gürdal Duyar'da, heykel formu, modernizmin uçlarında gezinmeyen, doğal bireşimlere ve araştırmalara yönelik, içten bir duyarlığın ürünüdür. Sonradan yakın dostlarının ve çevresinin renkli kişilerini de işlediği büstlerine en belirgin örnek, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde yer alan kadın başıdır. Gerek bu büstünde, gerek aynı türe giren başka çalışmalarında, malzemeyi zorlamadan, model aldığı kişinin kişiliğini, yapısını ve yüz çizgilerini, rahat bir biçimlendirme içinde veren sanatçı, heykelin, bir anlamda geleneksel atölye disiplinine bağlı yönünü, kendi sanatçı yeteneği doğrultusunda geliştirmeyi amaç alır. Yenilik özentileriyle pek ilgilenmeyip, kendini malzemenin akışı yönünde dizginleme gereği duymaksızın, yaşamla özdeş bir açıklığa gitmeye yönelir. Anıt heykelciliğinde de aynı yolu denemekten yana olan Gürdal Duyar, bunun en belirgin örneğini, Cumhuriyet'in ellinci yılı nedeniyle sanatçılara ısmarlanan heykel programı içinde ortaya koymuştur: İstanbul Karaköy alanına dikilmesi tasarlanan, ama dönemin Adalet Bakanlığı tarafından "müstehcen" bulunduğu için dokuz gün sonra yerinden kaldırılarak Yıldız Parkı'na taşınan Güzel İstanbul heykeli, klasik anıt heykelciliği anlayışına bir tepkiyi de yansıtır. Bu heykelinde, uygarlıkların ve doğal güzelliklerin beşiği olan bir kenti, simgesel bir kadın figürüyle özdeşleştiren, böylece yorumsal anlatımı ön planda tutarak, klasik eğilimlerin dışına çıkmak isteyen sanatçı, aynı çabanın bir benzerini, sonradan tartışmalara yol açan ve dikilmesi engellenen Kayseri Atatürk anıtında da göstermiştir. Günümüzde M.T.A. Enstitüsü (Ankara) bahçesindeki Atatürk ve Madencilik adı heykel kompozisyonu da, böyle bir anlayıştan kaynaklanır. Uşak, Burhaniye ve İskenderun Atatürk anıtlarıysa.bu konudaki anıt heykelciliğinin gereklerine uyar, bununla birlikte, sanatçının Atatürk'ü, hem büyük kurtarıcı ve devlet adamı niteliği, hem de insancıl görüntüsü içinde yansıtmayı ilke edinmiş olması nedeniyle, özgün bir yan da taşırlar.
|