|
İlk insanlar resmi yapmaya başlayınca, çizdikleri şekilleri inançlarının hizmetine verdiler. Resmin dine yardımcı oluşu sanıldığı gibi Mısır fresklerinden başlamaz. Dinsel karakteri tarih öncesi mağara resimlerinde görüyoruz. Mağara duvarlarına oyulan yada çizilen resimler arasında rastlanan birtakım sırlı işaretler, garip şekiller her halde inanç sembolleri idi. Bu sembollerden başka dinsel törenler, rakslar, kurban kesiş resimlerine de rastlanır. Resim ve din konusu başlı başına bir kitabı dolduracak kadar zengin. Din resimlerinin yalnız sanat eseri olmayıp, aynı zamanda birer tapma sembolü olmaya başlamaları yeraltı katakomplarına sığınıp oralarda ibadet eden Hıristiyan sanatı ile başlar. Buradaki Allah, İsa, Meryem resimleri dinsel bir "fetişizm" e konu olmuşlardı. Sonraları kilise ikiye bölünüp Roma'dan Bizans İmparatorluğuna da sıçrayınca Bizanslılar, özellikle mozaik tekniğinde dinsel sanatın en güzel örneklerini verdiler. Bizans sanatı Balkanları, Rusya'yı, İtalya'yı etkisi altında bıraktı. Rönesans İtalya'sının 13 ve 14 üncü yüzyıllardaki başlangıç resimleri doğrudan doğruya Bizans "İkon" sanatının etkisi altındadır. Katolik kilise, sanat eserini, tabloyu, heykeli, karşısına geçilip tapınılan bir "gerçek" kimliğine soktu. İsa'nın, Meryem'in resimleri, heykelleri sanki İsa'nın, Meryem'in kendileri idi. Sanat eserlerine bir kutsallık eklenirdi. Onlara kıyılamazdı. Böylesine bir anlayış, -sırf dinsel inançları toplumlara yayma amacıyla kilisece kuvvetlendirilen bir anlayış- dinin sanatta oynadığı büyük rolü aydınlatır. Bu özellik, yalnız Katoliklikte değil, İslâmlıktan başka bütün belli başlı türlerde de bellidir.
|