|
Haydarpaşa Lisesi'ni (1950) ve Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten (1954) sonra, maliye müfettiş yardımcısı ve müfettişi olarak Anadolu'nun çeşitli kentlerinde görev yapan Cemal Süreya (soyadı SeberJ, 1965 yılında görevinden ayrılarak, 1960'ta 4 sayı çıkarmış olduğu Papirüs dergisini yeniden yayımlamaya başladı (1966-1967; 47 sayı). 1972 yılında yeniden Maliye Bakanlığındaki görevine döndü; İstanbul'da Darphane müdürlüğü (1975-1976), Maliye Tetkik Kurulu üyeliği (1976-1978) ve Müşavir maliye müfettişliği (1978-1981) yaptıktan sonra, 1982' de emekli oldu. ŞİİRLERİNİN ÖZELLİKLERİ İlk şiiri 1953 yılında Mülkiye dergisinde çıkan Cemal Süreya, şiirle uğraştığı 30 yılı aşkın şiir serüveni içinde, yalnızca üç şiir kitabı yayımlamıştır. Ama bu şiirler hem kurucuları arasında yer aldığı ikinci Yeni akımının niteliklerini belirlemesi, hem de Türk şiiri içinde özgün bir yer tutması bakımından büyük önem taşırlar. Gerçekten, özgün imgeler kullanarak ve yeni anlatım olanakları deneyerek değişik bir şiir söylemine ulaşan Cemal Süreya, Türk şiirine belirli bir ölçüde yön vermiştir. İmge kullanımında öbür bazı İkinci Yeni ozanları gibi anlamsıza gitmeyen ozana göre şiir, "insanın evren ve dünya içinde, insan ve eşya karşısında kendini ayrı bir denemesidir"; dolayısıyle ilk bakışta somut olmasa bile soyut olarak sezilebilen bir "yaşam karşısında sorumluluk" duygusunu yitirmez. Şiirlerinde, kapalılık, dize yapısında görülür; şiirin bütünüyse,ozandan okura ulaşabilen kendine özgü anlam özelliğini hiç yitirmez. Cemal Süreya'nın genellikle aşk konusunu işlediği söylenebilir. Bu aşk somut bir aşktır; geniş ölçüde cinselliğe (erotizme) dayanır; platonik aşk söylemini şiirden dışlar. Ama Göçebe (1965) ve Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973) adlı kitaplarında, ozan bu genel konunun yanı sıra, yaşamın belirleyici ayrıntılarım da şiirine sokar. İlk kitabı Üvercinka' da (1958) aşk konulu şiirler çoğunluktadır. Bu şiirlerdeki sevgili görüntüsü, Divan edebiyatındaki gibi "mazmunlar"a (Divan edebiyatında bazı kavramları dolaylı biçimde anlatmak amacıyla kullanılan nükteli ve sanatlı söz) değil imgelere dayanır.'Aşağı yukarı bütün şiirlerinde şiir yapısına yayılan bir lirizm egemendir. O zamanın duyarlığından kaynaklanan bu lirizm, zaman zaman bir zekâ oyunundan doğduğu sanısı uyandırır. Cemal Süreya'nın şiirlerinde,konuşma diline özgü tümce yapısının bütün özellikleri gözlenir. Bu bakımdan, bazı İkinci Yeni ozanları gibi dilde biçim bozmalarına yönelmez; dolayısıyle en kapalı şiirlerinde bile, okuru şiirden uzaklaştırmaz. Öte yandan, alışılmamış imgelerin yaratılması için kullanılacak sözcüklerin, gerek imgeyi en iyi canlandıracak, gerek bütün şiirlerine egemen olan dilsel müzikselliği sağlayacak sözcüklerden seçilmiş olması, ozanın aynı zamanda da titiz bir dil işçisi olduğunu gösterir. Bu bakımdan, Cemal Süreya'nın şiirinin, gelişigüzel bir duyarlığın ürünü olmaktan çok, duyarlığın ve lirizmin arkasındaki bir zekânın ürünü olduğu söylenebilir.Şiirlerinin yanı sıra, edebiyat üstüne deneme ve eleştirileriyle de tanınan Cemal Süreya, düzyazı tekniğinde de konusunu iyi bilen, Türkçe'yi ustalıkla kullanan bir düşünce adamıdır. Şiirleri: Şiir: Üvercinka (1958; 1959 Yeditepe Şiir Armağanı); Göçebe (1965; 1966 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü); Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973). Deneme-Eleştiri: Şapkam Dolu Çiçekle (1976); Günübirlik (1982).
|