|
Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten (1932) sonra bir yandan Cumhuriyet gazetesi muhasebe servisinde çalışan, bir yandan da devam ettiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde yükseköğrenimini tamamlayan (1936)"Ziya Osman Saba bir süre banka memurluğu yaptı. Milli Eğitim Basımevi Tashih Bürosu şefliğinde bulundu (1945-1950). Kalbinden rahatsızlanması üzerine, evinde Varlık Yayınevi' nin redaktörlük işleriyle uğraştı.
İlk şiiri Servet-i Fünun-Uyanış dergisinde çıkan(1927) Ziya Osman Saba, Yedi Meşaleciler adıyla tanınan topluluğa katıldı (1928), bu topluluğun ortak imzayla çıkardığı Yedi Meşale (1928) adlı kitapta ve Meşale dergisinde Temmuz-Kasım, 1928, sekiz sayı) şiirleri yayımlandı. Meşale 'nin kapanışından sonra Milliyet gazetesi edebiyat sayfası ve İçtihat dergisinde yazdı. İlk sayısından itibaren (1933) yapıtlarını sürekli olarak Varlık'ta yayımladı ve Varlık dergisinin sanatçısı olarak tanındı. Ziya Osman Saba'nın şiirlerindeki en önemli özelliği, duyarlılığı ve "çocukluk saflığı" içindeki çocukluk günleri özlemidir. Genel olarak, toplumsal konuları değil, kendi yaşantısının ve duyarlığının belirlediği bir bireyselliği şiirleştirdi. Ölüm ve yaşam konusunu, aşk.doğa, geçmiş mutlu günler, hâlâ özlemle anımsanan aile yaşamı, vb. bağlamı içinde işleyerek karamsarlıktan uzak bir sevginin ve özlemin şiirini yazdı. Onun şiirine güçlü ama bağnazlıktan uzak bir Tanrı sevgisi ve din duygusu sinmiştir. Önceleri hece ölçüsüyle ve klasik uyak düzenleriyle yazan sanatçı, 1940 yıllarından sonra, serbest biçimde şiirler de yazdı ve konuşma dilini ustaca bir üslupla kullandı. Ziya Osman Saba, öykülerinde, şiirlerinde işlediği konuları, şiirsel bir hava ve anı tadı kattığı bir düzyazıyla işledi; şiirlerindeki yalın dilden farklı, uzun tümceli, kendine özgü öykü estetiğini belirleyen bir dil kullandı.
|