Ana Menü

Felsefe

Sezai Karakoç PDF Yazdır e-Posta
Şiir - Şairler
 Gaziantep Lisesi'ni (1950) ve Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni (1955) bi­tirdikten sonra, Maliye Bakanlığı'nda müfettiş yardımcılığı (1954-1958) ve Gelirler Genel Müdürlüğü'nde kontro­lörlük (1959-1965) yapan Sezai Karakoç, kendini sanatsal etkinliklere tam anlamıyla vermek için bu görevinden ayrıldıysa da, bir süre sonra yeniden Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü'ndeki eski görevine döndü (1971), daha sonra aynı bakanlığın Gelirler Genel Müdürlüğü müşavirli­ğine getirildi. Ancak bu görevini üç yıl sürdürdü ve kendi isteğiyle ayrıldı (1974).

Sanat çalışmalarının yanı sıra dergi­cilikle de uğraşan Sezai Karakoç, ilki yalnızca iki sayı çıkabilen Şiir Sanatı'nı (1955) ve aralıklarla yayımlanan Diriliş (1960-1981; 1976 -1980 yılları arasında gazete biçiminde çıktı) der­gisini yönetti. Yeni İstanbul (1963-1964), Sabah (1967-1968) ve Milli Gazete (1974) gibi gazetelerde günlük yazılar yazdı. 

ŞİİRLERİ 

Şiir çalışmalarına öğrencilik sırala­rında başlayan Sezai Karakoç'un ilk şiiri Hisar dergisinde yayımlandı (1951), bunu 1951-1952 yıllarında ka­leme aldığı ve sonradan yazacağı şi­irlere bir tohum, bir öz ve çekirdek gö­revi de yapacak olan "Mona Roza " şi­iri izledi. Gençlik yıllarının tutkularıyla örülü olan bu şiirin ardından tema bakımından Garip şiirine karşı olan ve kendisinin yeni- gerçekçilik diye ad­landırdığı ama sonradan İkinci Yeni akımı olarak belirtilen anlayış doğrul­tusunda oldukça çarpıcı şiirler üret­tiği gibi, dergilerde bu anlayışı destek­leyen yazılar da yazdı. Sezai Kara­koç'a göre, "yeni şiirin klasik şiirden farkı, fon olarak, düşüncenin yanı sı­ra, şuuraltını, davranışları, benliğin en geniş anlamıyla vaziyet alışını da seçmesidir." Kısa sürede kendine öz­gü bir şür dil oluşturan Sezai Karakoç'un şiir serüveni iki dönemde ele alınabilir. Yüzeysel görünüş ve görüntülerinden uzak, derinde yatan ilişki­leri aramak amacıyla, kısmen toplum­sal motifleri de içeren gerçeküstücü bir anlayışla kaleme alınmış Körfez (1959), Şahdamar (1962), Hızırla Kırk Saat (1967), Sesler (1968) gibi yapıt­ların gerçekleştiği dönem ile şiirleri­nin dokusunu, örgüsünü İslamcı dü­şüncenin oluşturduğu tasavvuf döne­mi. Bu ikinci dönemde ozan inancı ge­reği "mutlak hakikati bulmak kaygı­sıyla" görünmeyen dünyanın arayışı içinde, gizemcilikten, "enbiya-evliya" öykülerinden esinlenerek dinsel soluk­lu ama insan öğesini ön plana çıkaran şiirler ürettiği gibi bu şiirlerdeki gö­rüşlerini destekleyen deneme ve ince­lemeler de yazdı.Sezai Karakoç'un ayrıca İslam ozanlarıyla Batılı ozanlardan yaptığı şiir çevirileri de vardır.   

Eserleri: 

Şiir: Körfez (1959); Şahdamar (1962); Hızırla Kırk Saat (1967); Sesler (1968); Taha'nın Kitabı (1968); Gül Muştusu (1969); Zamana Adanmış Sözler (1970); Leyla ile Mecnun (1981).

Öykü: Meydan Ortaya Çıktığında (1978); Portreler (1982).

Oyun: Piyesler I (1982).

Deneme-inceleme: Yunus Emre (1965); İslam (1967); Mehmet Akif (1968); Mağara ve Işık (1969); Ölüm­den Sonra Kalkış (1970); Edebiyat Ya­zdan I (1982); vb. 

KAR ŞİİRİ

Karın yağdığını görünce

Kar tutan toprağı anhyacaksın

Toprakta bir karış karı görünce

Kar içinde yanan karı anlayacaksın

Allah kar gibi gökten yağınca

Karlar sıcak sıcak saçlarına değince

Başını önüne eğince

Benim bu şiirimi anlayacaksın

Bu adam o adam gelip gider

Senin ellerinde rüyam gelip gider

Her affın içinde bir intikam

gelip gider

Bu şiirimi anlayınca beni

anlayacaksın

Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi

Öyle kar yağdı ki elim üşüdü

Ruhum seni düşününce ışıdı

Her şeyi beni anlayınca anlacaksın.
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle