|
Kabataş Erkek Lisesi'ni bitiren (1954) Hilmi Yavuz, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki öğrenimini sürdürmeyerek Vatan ve Cumhuriyet gazetelerinde sekreter, muhabir ve yazar olarak çalıştı. 1964'te İngiltere' ye giderek B.B.C'nin Türkçe Yayın Kolu'nda görev aldı.LondraÜniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde sürdürdüğü yükseköğrenimini tamamladıktan (1969) sonra yurda dönerek Meydan-Larousse Ansiklopedisi yazı kurulunda, Varlık ve Gelişim yayınlarında çalıştı. Mimar Sinan Üniversitesi'nde uygarlık tarihi, Boğaziçi Üniversitesi'nde de felsefe dersleri verdi. İlk şiirleri Kabataş Erkek Lisesi'nde, arkadaşlarıyla birlikte, öğretmenleri Behçet Necatigil yönetiminde çıkardıkları Dönüm dergisinde yayımlanan (1952) Hilmi Yavuz, a dergisinin (1956-1960; 26 sayı) kurucuları arasında yer aldı. Şiir ve düzyazıları Yeditepe, Varlık, Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Ufuklar, a, Yeni a, Eylem, Cumhuriyet, Yeni Ortam, Politika gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. ŞİİRLERİNİN ÖZELLİKLERİ İlk kitabı Bakış Kuşu'nu (1969) oluşturan şiirlerinde, kişiliğini bulmuş olan Hilmi Yavuz, İkinci Yeni etkisini özümsemiş, çağrışımları ve imgeleri ustaca kullanan ama biçimi özün önüne geçirmeyen bir ozan kimliğinde göründü. Bu şiirlerde, sağlam dize yapısıyla, özgün bir şiir sesini arayış çabası dikkati çekti. Kitabın "Eskiden" başlığını taşıyan bölümünün kimi şiirlerinde divan şiirinin ("Kaside"), Yahya Kemal Beyatlı'nın ("Yahya Kemal'e Rubai") sesini araştırarak, geleneksel şiir sesinden kopmamaya çalıştı. 1975'te yayımlanan Bedreddin Üzerine Şiirler adlı kitabında, Hilmi Yavuz'un öteki kitaplarında da sürdürerek arıtacağı, az sayıda ama etkili bir şiir sesi yaratacak biçimde kullandığı uyaklardan, aliterasyonlardan ve İkinci Yeni'nin tersine, konuyla bağını koparmamış imgelerden yararlanarak kurduğu özgün yapıdaki şiirleri yer aldı. Bunlardan Şeyh Bedreddin ve çevresindeki kişileri işleyen şiirler bu yeni üslubu, özümsenmiş bir tarih duygusunu ve insanın gözden kaçıramamış özünü veren, duyarlığı kişisel olmaktan çok bu iki özellikten kaynaklanan şiirlerdir. Kitabın öteki şiirleri bu üslubu, ozanın kişisel duyarlıklarını da içererek sürdürdü. Hilmi Yavuz, Doğu Şiirleri'nde (1977), konularını doğu yörelerinden çıkardı. Bu kitapta Bedreddin Üzerine Şiirler' de kurduğu dil ve üslup yapısını sürdürdü. Yaz Şiirleriyle (1981) birlikte Hilmi Yavuz şiiri konudan uzaklaşarak, kapalı, biçimselliği daha çok öne çıkaran bir şiir anlayışına yöneldi. bununla birlikte bu kitabındaki şiirler önceki kitaplarında yakaladığı sesi ve özellikle sözcüklerin ses bakımından birbirleriyle olan orantısıyla doğan tınıyı, daha yeğin biçimde içermektedir. Gizemli Şiirler (1984), Hilmi Yavuz şiirinde, kendine özgü bir gizemciliği içerir. Bu kitaptaki şiirler, yaşamın özünü, tasavvuf düşüncesinin geliştirdiği perspektife yakın bir bakış açısıyla irdelerken, anlaşılmak için okurdan da'çaba bekleyen ve apaçık olmayan şiirlerdir. Hilmi Yavuz şiirinin özgünlüğünü sağlayan öğeler, bütün şiirlerinde sürdürdüğü lirizm, sözcüklerin anlam ve ses değerlerine göre seçilerek kullanılması, söz sanatlarını ve imgeleri, konu ya da duyarlıkla dengelemedeki titizliği ve gelenekten kopmadan gerçekleştirdiği çağdaş bireşimdir.Edebiyatın öteki dalları ve felsefe konularında da düşünce üreten Hilmi Yavuz, inceleme ve eleştirilerinde sağlam bir kültür birikimine dayanan çözümlemeleriyle dikkati çekti. Eserleri: Şiir: Bakış Kuşu (1969); Bedreddin Üzerine Şiirler (1975); Doğu Şiirleri (1977; 1978 Yeditepe Şiir Armağanı); Yaz Şiirleri (1981); Gizemli Şiirler (1984). Deneme-inceleme: Felsefe ve Ulusal Kültür (1975); Roman Kavramı ve Türk Romanı (1977).KAZI sarı yaz! kat kat şafaklar gördün dizelerde, sevdalar gördün göçük bir dağgibi üstüste geldikçe ben şairim: bir yeraltıyım benacıyım kazdıkçave derine indikçesiz kimbilir kaç gecebir gülün ölümünü andınızbir ipek simya sesive nice katmanlar aradınız ve dolaştım diye düşündünüz bir yaz gibi güleri çocuklarve yollar gördükçeşiirler kazılmak: o incegurbetlerin gömdüğü söz başları kırmızı yazmayı gördüm sandınız kırgın kâğıtlar buldunuz hüznü donmuş, külü meşinve birden acısı acınıza değdikçe
|