Ankara Atatürk Lisesi'nde öğrenci iken öğretmeni Ahmet Hamdi Tanpınar'ın şiir anlayışının etkisinde kalan Dıranas'ın ilk şiiri Muhip Atalay imzasıyla Millî Mecmua'da 5 Eylül 1926 tarihinde yayımlandı. Daha sonra Hep Gençlik, Görüş, Gündüz, Oluş, Ülkü, Sanat ve Edebiyat Gazetesi, Şadırvan, Hisar ve Yeni İnsan dergilerinde göründü. Şiirler'i 1970'te yayımlanan şairin Gölgeler (1947) ve O Böyle İstemezdi (1948), Gölgeler Çıkmaz (1977) adlı oyunları bulunuyor. Aptal oyununu Türkçe'ye çeviren Dranas'ın Cahit Sıtkı Tarancı ile birlikte Fransa'da Müstakil Resim adlı incelemesi 1937'de yayımlandı. Tevfik Fikret'in Rübab-ı Şikeste'sini Kırık Saz adıyla günümüz Türkçe’si ile yeniden şiirleştirdi (1975).
Ahmet Muhip Dıranas'ın şüphesiz Türk şiirinde önemli bir yeri vardır. Bu ehemmiyet, şairimizin gelenekten gücünü alan sanatının derinliğinden ve ufkunun genişliğinden ileri gelir. Şiiri, biçim ve konularıyla Necip Fazıl, Ahmet Hamdi ve Ahmet Kutsi tarafından geliştirilen 'öz şiir'e yakın durmaktadır. Ancak Garip akımının popüler olduğu dönemde bir anda kenara itilen Dıranas ve şiiri, gel-geç cereyanın cazibesinin kaybolmasından sonra tekrar keşfedilir ve şiir severler tarafından okunmaya ve üzerinde durulmaya başlanır. Hececi şairlerin tesir sahasından kurtulup kendi öz şiirini kuran Ahmet Muhip, gerek şekil, gerekse tema bakımından orijinalitesi bulunan bir sanat anlayışına sahiptir. Cumhuriyet döneminde bir kilometre taşı olma özelliği taşıyan Dıranas, metafizik arayışlarını da sürdürür.
"Şiiri çok seviyorum. Bir anlamda hayatta her şeyi şiire feda etmiş sayılırım." diyen şair, 46 yıl boyunca şiire emek verdi. Hecenin hiç de dar olmayan sınırları içinde en güzel iklimlerde gezdirdi okuyucusunu. Dıranas'ın en bariz vasfı edebiyat tekniğinin hudutlarını aşmadan maverada uçsuz bucaksız seyahatler yapmasıdır. Âdeta bir seyyah gibi bir eli şiirin hendesî dairesinde gezinirken bir eli asumanın doyumsuz ufkunda seyerân eder. Halit Fahri Ozansoy, Edebiyatçılar Çevremde adlı nefis hâtıra kitabında Dıranas'ın bu farkından bahseder:
"İlham ufukları geniş bir şairimiz. Orijinal bir teknikle her şairden ayrı bir özelliği var. Doyum olmaz şiirlerine. Bir bakıyorsun, sımsıkı hayata ve tabiata bağlıdır, bir bakıyorsun, maveraya dalmıştır. Öyle anlarında fânilik duygusu yakıyor içini."
Dıranas, şiirde yeni bir anlatım, sembol zenginliği, ses ve uyum tazeliği, mısra yapısının sağlamlığıyla damıtılmış insanî duyguların sonsuz topraklarında gezinen bir şiir oluşturdu. "Ağrı" şiirinde ibadetin ulvî neşvesini, "Yağma" şiirinde İstanbul'un hızlı değişimini ve medeniyet farklığını anlatır.
Şiirlerinin tamamını hece ölçüsüyle ve kafiyeli olarak yazan Dıranas, "Ben belki biraz fazla muhafazakârım. Sanatta bu muhafazakârlığa inanmış bir adamım." dedikten sonra şekille ilgili görüşünü şu sözlerle ifade eder:
"Vezin ve kafiye üzerinde ayak direyişim, başladığım bir şeyi en iyi şekilde bitirme çabasından kendimi yoksun kılmamak içindir. Ve ben, vezinli ve kafiyeli şiirden de, yarınki anlayışı, yarınki zevki doyuracak bir sonuç elde edebîleceğime inanıyorum."
Beşerî aşk ve tabiat sevgisi, saadet ve sulh hasreti, modern dünyanın içinde bulunduğu boşluk, bu hâtıralara dönüş şiirlerinin ana temalarını oluşturur.
SANAT VE SANATKÂRLAR
Sanatın insan ve cemiyet için hayatî derecede önem taşıdığına dikkat çeken Ahmet Muhip, bir toplumun hayatını sağlıklı bir biçimde devam ettirebilmesi için en önemli unsurun sanat olduğuna dikkat çeker. Ona göre sanatsız insan da toplum da olmaz. Çünkü, "Ruhlara sükûn, akıllara derman, gönüllere muhabbet ancak sanatla verilebilir."
Millî sanat düşüncesinin gereğine inanan, ancak bunu kesin bir tarif içine almanın mümkün olamayacağını belirten Dıranas, bu fikrin su-i istimale müsait olduğundan bahseder. Bu konuda bir hassasiyet içinde olunması gerektiğinin altını çizen şair, millî sanatla alâkalı düşüncelerini şu sözlerle ifade eder:
"Millî sanat fikri, sanatkâr için bir ilham ve kültür meselesidir. Kendimize dönmenin, orijinal ve öz olmanın ne demek olduğunu düşünmekle beraber, 'çalışmak ve araştırmak; gene çalışmak ve araştırmak' her sanatkârın asıl görevidir. Herhalde, her Türk sanatkârının, tarihimizi, mazimizi, toprağımızı ve bu toprak üzerindeki eserlerimizle halkımızı benliğinde hissetmesi vereceği eserler nâmına bir borçtur."
Millî sanatın dil'le yapılabileceğinin şuurunda olan Şaire göre dil, "Millet tarifini içine alan, bir milletin benliğini, ruhunu, hattâ bütün medeniyet ve kültürünü temsil eden ve en başta milletin birliğini sağlayan bir müessese"dir.
Ömrü boyunca iyi bir şair, dürüst bir aydın ve mükemmel bir sanatkâr olabilmek için çaba gösteren Ahmet Muhip Dıranas, Cumhuriyet Devri Türk şiirinin yıldızlarından biri olmakla birlikte, fikirleri ve teklifleriyle de göz ardı edilmemesi gereken, millî duygu ve düşüncelere yakın duran bir edebiyatçıdır.