Ana Menü

Felsefe

Ahmet Muhip Dıranas PDF Yazdır e-Posta
Şiir - Şairler

Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde ve İstanbul Üniversi­tesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde okuyan Ahmet Muhip Dıra­nas, öğrencilik yıllarında Ankara' dayken Hakimiyet-i Milliye gazete­sinde çalıştı, İstanbul'dayken de Güzel Sanatlar Kütüphanesi müdür­lüğü yaptı. 1938 yılında Ankara'ya dönünce C.H.P. Genel Merkezi'nde Halkevleri Kültür ve Sanat yayınla­rını yönetti; Çocuk Esirgeme Kuru­mu'nda yayın müdürlüğü yaptı (1946) ye Kurum'un başkanı oldu (1957). İş Bankası yönetim kurulu üyeliği, Anadolu Ajansı yönetim kurulu başkanlığı, Devlet Tiyatrosu edebi kurul üyeliği gibi görevlerde bulundu. 

Bir Kadına" adlı ilk şiirini 1926'da Muhip Atalay adıyla yayımlayan Dıranas için, Ahmet Hamdi Tanpı­nar, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Haşim, Divan şiiri ve Fransız şiirinin bir temel oluşturduğu söylenebilir. Bu arada birçok edebiyat tarihçisi, Dıranas'ın, özellikle Baudelaire ve Verlaine'in şiir anlayışından yola çıktığını ileri sürerler. Gerek konu­suna yaklaşımı, gerek dil tutumu, ozanı Türk şiir geleneği içinde yer alan akımlardan hiçbirine tam anlamıyla bağlamaz. Pek çok şiirin­de simgeci anlayışın özellikleri görü­lür. Konularını, özgün bireysel duygulanmaların arkasından baka­rak, zengin imgelerle ve kendisine özgü bir ses ve yapı içinde şiirleştirmiş, düşüncesindeki konuyu (nesne-görüntü-imge), dış görünüş algılanışıyla değil, imge kalıbına soktuktan sonra sözcüklere dökmüştür. Kuşkusuz bu şiirde engin bir duyarlık egemendir (birçok şiirinde bu duyarlık ustalıklı bir lirizme ulaşır). Dıranas'ınn şiirinde " toplumsal öğeler" yer almaz; dahası şiirinde sezilen insan da, bilinen anlamda toplumsalın belirlediği insan değildir. Dıranas yalnız duyarlık veren bir sonsuz “'şimdi” nin sonsuz bir "an"ın ozanıdır: bu an içinde de doğa ve insanı kaynaştırır. 

Şiirlerinde biçim yetkinliğine ve dilsel müzikselliğe varmayı bir tutku edinmiş olan sanatçı, çoğunlukla, günlük konuşma dilinin sözdizimiyle, ünlem tümceleriyle, bunların ustaca ve sıkı sıkıya bağlı olduğu bir uyak düzeni içinde, kendine özgü bir söyleme ulaşmıştır. Şiirlerinde dizenin temel estetik bi­rimi oluşturduğu, kıta birimini belir­leyen sağlam uyaklar kullanıldığı gözlenen Dıranas,bütün şiir yaşa­mında hece ölçüsüne bağlı kalmış,alışılmış durakları daha az kullan­ması, çoğu kez duraksız kalıpları yeğlemesiyle, kendine özgü bir şiir yapısına ulaşmıştır.   

Eserleri:

Ankara Atatürk Lisesi'nde öğrenci iken öğretmeni Ahmet Hamdi Tanpınar'ın şiir anlayışının etkisinde kalan Dıranas'ın ilk şiiri Muhip Atalay imzasıyla Millî Mecmua'da 5 Eylül 1926 tari­hinde yayımlandı. Daha sonra Hep Gençlik, Görüş, Gündüz, Oluş, Ülkü, Sanat ve Edebiyat Gazetesi, Şadırvan, Hisar ve Yeni İnsan der­gilerinde göründü. Şiirler'i 1970'te yayımlanan şairin Gölgeler (1947) ve O Böyle İstemezdi (1948), Gölgeler Çıkmaz (1977) adlı oyunları bulunuyor. Aptal oyununu Türkçe'ye çeviren Dranas'ın Cahit Sıtkı Tarancı ile birlikte Fransa'da Müstakil Resim adlı ince­lemesi 1937'de yayımlandı. Tevfik Fikret'in Rübab-ı Şikeste'sini Kı­rık Saz adıyla günümüz Türkçe’si ile yeniden şiirleştirdi (1975).

Ahmet Muhip Dıranas'ın şüphesiz Türk şiirinde önemli bir yeri vardır. Bu ehemmiyet, şairimizin gelenekten gücünü alan sa­natının derinliğinden ve ufkunun genişliğinden ileri gelir. Şiiri, biçim ve konularıyla Necip Fazıl, Ahmet Hamdi ve Ahmet Kutsi tarafından geliştirilen 'öz şiir'e yakın durmaktadır. Ancak Garip akımının popüler olduğu dönemde bir anda kenara itilen Dıra­nas ve şiiri, gel-geç cereyanın cazibesinin kaybolmasından sonra tekrar keşfedilir ve şiir severler tarafından okunmaya ve üzerinde durulmaya başlanır. Hececi şairlerin tesir sahasından kurtulup kendi öz şiirini kuran Ahmet Muhip, gerek şekil, gerekse tema bakımından orijinalitesi bulunan bir sanat anlayışına sahiptir. Cumhuriyet döneminde bir kilometre taşı olma özelliği taşıyan Dıranas, metafizik arayışlarını da sürdürür.

"Şiiri çok seviyorum. Bir anlamda hayatta her şeyi şiire feda etmiş sayılırım." diyen şair, 46 yıl boyunca şiire emek verdi. He­cenin hiç de dar olmayan sınırları içinde en güzel iklimlerde gez­dirdi okuyucusunu. Dıranas'ın en bariz vasfı edebiyat tekniğinin hudutlarını aşmadan maverada uçsuz bucaksız seyahatler yap­masıdır. Âdeta bir seyyah gibi bir eli şiirin hendesî dairesinde ge­zinirken bir eli asumanın doyumsuz ufkunda seyerân eder. Halit Fahri Ozansoy, Edebiyatçılar Çevremde adlı nefis hâtıra kitabında Dıranas'ın bu farkından bahseder:

"İlham ufukları geniş bir şairimiz. Orijinal bir teknikle her şa­irden ayrı bir özelliği var. Doyum olmaz şiirlerine. Bir bakıyorsun, sımsıkı hayata ve tabiata bağlıdır, bir bakıyorsun, maveraya dalmıştır. Öyle anlarında fânilik duygusu yakıyor içini."

Dıranas, şiirde yeni bir anlatım, sembol zenginliği, ses ve uyum tazeliği, mısra yapısının sağlamlığıyla damıtılmış insanî duyguların sonsuz topraklarında gezinen bir şiir oluşturdu. "Ağ­rı" şiirinde ibadetin ulvî neşvesini, "Yağma" şiirinde İstanbul'un hızlı değişimini ve medeniyet farklığını anlatır.

Şiirlerinin tamamını hece ölçüsüyle ve kafiyeli olarak yazan Dıranas, "Ben belki biraz fazla muhafazakârım. Sanatta bu mu­hafazakârlığa inanmış bir adamım." dedikten sonra şekille ilgili görüşünü şu sözlerle ifade eder:

"Vezin ve kafiye üzerinde ayak direyişim, başladığım bir şeyi en iyi şekilde bitirme çabasından kendimi yoksun kılmamak için­dir. Ve ben, vezinli ve kafiyeli şiirden de, yarınki anlayışı, yarınki zevki doyuracak bir sonuç elde edebîleceğime inanıyorum."

Beşerî aşk ve tabiat sevgisi, saadet ve sulh hasreti, modern dünyanın içinde bulunduğu boşluk, bu hâtıralara dönüş şiirleri­nin ana temalarını oluşturur.

 

SANAT VE SANATKÂRLAR

Sanatın insan ve cemiyet için hayatî derecede önem taşıdığına dikkat çeken Ahmet Muhip, bir toplumun hayatını sağlıklı bir bi­çimde devam ettirebilmesi için en önemli unsurun sanat olduğu­na dikkat çeker. Ona göre sanatsız insan da toplum da olmaz. Çünkü, "Ruhlara sükûn, akıllara derman, gönüllere muhabbet ancak sanatla verilebilir."

Millî sanat düşüncesinin gereğine inanan, ancak bunu kesin bir tarif içine almanın mümkün olamayacağını belirten Dıranas, bu fikrin su-i istimale müsait olduğundan bahseder. Bu konuda bir hassasiyet içinde olunması gerektiğinin altını çizen şair, millî sanatla alâkalı düşüncelerini şu sözlerle ifade eder:

"Millî sanat fikri, sanatkâr için bir ilham ve kültür meselesi­dir. Kendimize dönmenin, orijinal ve öz olmanın ne demek ol­duğunu düşünmekle beraber, 'çalışmak ve araştırmak; gene ça­lışmak ve araştırmak' her sanatkârın asıl görevidir. Herhalde, her Türk sanatkârının, tarihimizi, mazimizi, toprağımızı ve bu toprak üzerindeki eserlerimizle halkımızı benliğinde hissetmesi vereceği eserler nâmına bir borçtur."

Millî sanatın dil'le yapılabileceğinin şuurunda olan Şaire göre dil, "Millet tarifini içine alan, bir milletin benliğini, ruhunu, hattâ bütün medeniyet ve kültürünü temsil eden ve en başta milletin birliğini sağlayan bir müessese"dir.

Ömrü boyunca iyi bir şair, dürüst bir aydın ve mükemmel bir sanatkâr olabilmek için çaba gösteren Ahmet Muhip Dıranas, Cumhuriyet Devri Türk şiirinin yıldızlarından biri olmakla bir­likte, fikirleri ve teklifleriyle de göz ardı edilmemesi gereken, millî duygu ve düşüncelere yakın duran bir edebiyatçıdır.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle