|
Ressamlar -
Türk Ressamları
|
|
Galatasaray Lisesi'nde öğrenim gördüğü yıllarda karakalem portreler çizen, resmin yanı sıra "hat" sanatıyla da yakından ilgilenen Feyhaman Duran, 1910 yılında çeşitli kişilerin'desteğiyle Paris'e giderek Güzel Sanatlar Okulu'nda Paul Richet' den ilk resim derslerini aldı; aynı zamanda Julian Akademisi'ndeki dersleri izleyip, Jean-Paul ve Albert Laurens atölyelerinde çalıştı (özellikle Cormon'dan aldığı akademik eğitimden büyük ölçüde etkilendi). Birinci Dünya savaşı başlayınca, Türkiye'ye döndü. 1916'da Galatasaraylılar Sergisi'ne, içinde Dr.Akil Muhtar'ın Portresi de bulunan, bir grup resimle katıldı ve bir gümüş madalya kazandı. 1919'da Sanayi-i Nefise Mektebi adıyla açılan kız akademisine öğretmen oldu (bu görevi, emekliye ayrıldığı 1951 yılına kadar sürdürdü). Türk Ressamlar Cemiyeti'nin 1923 yılında Ankara'da düzenlediği ilk karma sergiye katıldı. 1926'da Sanayi-i Nefise Birliği'nin kuruluşunda etkili oldu. 1938'de yurt gezileri programı içinde Gaziantep'e gönderildi; devlet sergilerine sık sık resim verdi. Ölümünü izleyen aylarda İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi salonlarında, bütün dönemlerini ve başlıca resimlerini kapsayan geniş bir sergi düzenlendi. SANATI Döneminin ve kuşağının birçok sanatçısı gibi, manzara, natürmort ve portre türü resimlerde yarı akademik, yarı izlenimci bir anlayışla yapıtlar vermiş olan Feyhaman Duran, özellikle modelinin fizik yapısını başarıyla yansıtan ve güçlü bir renk anlayışına dayanan portreleriyle tanınır. İbrahim Çallı'nın yanı sıra çağdaş Türk resminin bu türdeki en başarılı örneklerini vermiş olan sanatçı, portrede bir "kalıp" ile bir "anlam" görmüş, bu ikisinin kesinlikle bir arada bulunması gerektiğine inanmış (ona göre, portrenin güçlüğü ve öbür türlere olan üstünlüğü de bu birlikten kaynaklanır) , portre resmin, ticari bir tür sayılmasına karşı çıkmış, modelin, duygusu ve yapısıyla birlikte kavranıp yansıtılması gerektiğini savunmuştur (bu anlayış, portrelerine, alışılmış akademik çizginin ötesinde bir anlam, genel sınıflamanın dışında bir ayrıcalık katmıştır). Yakın dost çevresinden kişileri (özellikle Akil Muhtar ailesinin portreleri) konu alan portrelerinin yanı sıra, Topkapı Sarayı'nın iç bölümlerini bir dizi halinde işlediği resimlerinde, Şevket Dağ'ın öncülüğünü yaptığı "enteryör" türünün de örneklerini vermiş olan Feyhaman Duran'ın natürmortlarındaysa, izlenimci palete daha yakın düşen, renkçi ve rahat bir anlatım, güçlü bir kompozisyon beğenisi görülür.
|