Ana Menü

Felsefe

Refik Epikman PDF Yazdır e-Posta
Ressamlar - Türk Ressamları
Davutpaşa İdadisi'nde orta öğre­nimini tamamladıktan sonra, Sanayi-i Nefise Mektebi'ne (Güzel Sanat­lar Akademisi) giren Refik Epikman, Avrupa sınavını kazanarak gittiği Paris'te 1924-1928 yılları arasında Julian Akademisi'nde çalıştı. Yurda dönüşünde Güzel Sanatlar Akade­misi'nde kısa bir süre öğretmen yardımcılığı yaptı; daha sonra An­kara'ya yerleşerek uzun yıllar öğ­retmen ve sanatçı olarak çalıştı.

Ankara Lisesi'ndeki öğretmenlik gö­revini, Resim-İş Bölümü'nün kurul­masında büyük çaba gösterdiği Gazi Eğitim Enstitüsü'nde sürdürdü (Re­sim-İş Bölümü'nün kurulması ama­cıyla incelemelerde bulunmak için Almanya'ya gönderilen eğitimciler arasında yer aldı). Sanatçılara yurt manzaraları yaptırmak amacıyla düzenlenen gezi programları çerçe­vesinde, Hatay'a gönderildi. Avrupa'dan döndüğü yıllarda Müs­takil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği'nin kurucu üyeleri arasında yer alan Refik Epikman, bu toplu­luğun karma sergilerine katıldı. Eğitici çalışmalarını, resmî görevi dışında amatör ressamların yetiş­mesi yolunda da değerlendirdi. Yabancı ülkelerde açılan sergilere katıldı; ilk yıllardan başlayarak Devlet Resim-Heykel Sergilerine re­sim verdi; çeşitli dergi ve gazete­lerde, özellikle de yayımlanmasına büyük katkıda bulunduğu Ar der­gisinde, sanat sorunları üstüne yazılar yazdı; Halkevleri tarafından yayımlanan aydınlatıcı kitaplara katkıda bulundu; Tiziano Vecellio' nun Sanatı (1947) ve Flubens'in Sanatı (1951) adlı iki monografik inceleme yayımladı. Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği'nin (AÎCA) Türkiye komitesinde görev aldı. 1944'teki 6. Devlet Sergisi'nde üçüncülük, 1958'deki 19. Sergi'deyse ikincilik ödülü kazandı.

  SANATI 

Refik Epikman, Müstakil Ressamlar Grubu'nun hacim ve plan kavramlarına öncelik tanıyan biçimci anla­yışına, yaşamının son dönemine kadar içten bir uyum göstermiştir. Yalnız, bu uyumun temelinde, konu­yu şematize formlara indirgeme amacının da önemli bir payı bulun­ması, onu kuşağının öbür ressamla­rından ayırır.  

Refik Epikman'm yapıtlarında hacimsellik, çok yalın bir plan ile soyutlayıcı bir görsellikten yola çıkar, ilk tablolarından Dans, bu eğilimin belirgin örneklerinden sa­yılabilir. Resim doğaya yaklaşsa da ondan, derece derece uzaklaşsa da, asıl önemli olan, doğa biçimlerinin plastiğe yatkın olan işlevleridir. Bu nedenle sanatçıda, doğanın çok titiz ve çözümleyici bir gözlemden geçi­rilmesi ile tuvale aktarılması ara­sında, soyutlayıcı mekanizma, bir dizi etüdü gerekli kılmıştır. Söz konusu etüdlerin temelinde, temel olanı yakalama çabası yer alır. Hareketlerin yarattığı dikey-yatay uyumu, açık ve kapalı biçim ilişkisi, açık-koyu ayrımı, konunun bağlayıcı etkisini arka plana iter. Sanatında soyutlayıcı işlev, doğaya koşut ola­rak yürür; ne doğaya bütünüyle yaklaşır, ne de onu unutturacak bir düzeye gelir. İlk bakışta kübist anlayışı akla getirebilecek hacimsel ve plancı görüntüler, Refik Epikman' in resimlerinde bir tür görsel laboratuvar arayışının kararlı, disiplinli ve inançlı göstergelerini oluşturur­lar. Sanatçı, 1930 kuşağı ressamla­rının yenilikçi çabalarıyla da yakın­dan ilgili olan bu ortak eğilimin çok sadık bir temsilcisi olmuştur. Refik Epikman son dönem resimle­rinde, doğayı bütünüyle yok sayan, soyut geometrizmi benimseyen bir yöne kaymışsa da, temeldeki anla­yışı hiçbir zaman gözden uzak tutmamıştır. Bu, onun uzun bir çalışma evresinden sonra varmış olduğu soyutlayıcı işlevin son hal­kası, bir uç aşamasıdır.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle