|
Besteciler -
Yabancı Besteciler
|
|
Sanayici bir ailenin çocuğu olan Albert Roussel bir yandan piyano öğrenmeye çalışırken, öte yandan da Paris' teki Stanislas Koleji'nde öğrenimini sürdürdü. On sekiz yaşında Deniz Harp Okulu'na girdi ve subay öğrenci olarak 1894'e kadar denizcilik yaptı. Bu tarihte deniz kuvvetlerinden ayrılarak Paris'te müzik öğrenimi görmeye karar verdi; orgcu Gigout'yla çalışarak ondan müzik yazımı öğrendi. 1898'de Schola Cantorum'daVincent d'îndy'nin beste derslerini izledi, daha sonra da on iki yıl süreyle burada "kontrapunto öğretmeni oldu. Roussel'in oldukça geç yazılmış ilk yapıtlarında çağdaşlarının izlerine raslanır. Önce hocası İndy'nin etkisinde (Üçlü, keman için Sonat; Ormanın Şiiri, senfoni, 1904) kalan bestecinin ikinci bir dönemde daha çok Debussy'ye yaklaştığı görüldü: Doğu'ya yaptığı bir geziden sonra koro ve orkestra için tasarladığı piyano için Rustiques (1906), Çağrışımlar (1911); Jacques Rouche tarafından ısmarlanan ve Gilbert de Voisins'in bir yapıtından alınma parça üstüne Örümceğin Şöleni (1912). Birinci Dünya savaşından sonra Debussy'den ve Ravel'den uzaklaşan besteci yavaş yavaş kişisel bir üslup oluşturmaya başladı. Padmâvati adlı opera-balesi, Doğu makamlarıyla ilgili araştırmalarının sonucunda oluşmuştur. Roussel kişiliğini tam olarak Bir İlkbahar Bayramı İçin (1920) adlı yapıtının yanı sıra ikinci bir senfoni (1921), Lirin Doğuşu (1922-1924) ve "Fa"Süiti (1926) gibi balelerle buldu. Son yapıtları şaşırtıcı bir armonik kararsızlık yaratan sürekli bir kontra-puntodan kaynaklanır. Bunlar arasında Piyano Konçertosu, orkestra için Küçük Süit, Mezmur LXXX, yaylılar için Dörtlü, Bacchus ile Ariadne, sol ve la senfonisi, Sinfonietta, Flaman Rapsodisi, vb. sayılabilir. Sınırsız bir biçimde ritimlerin ve müzik cümlelerinin büyük bir dinamiğine karışmış olan sürekli kontrapunto, her şeye karşın, bestecinin bilinçli olarak benimsediği geleneksel biçimlere çok iyi uymuştur.
|