Ana Menü

Felsefe

Botticelli PDF Yazdır e-Posta

Asıl adı Alessandro di Mariano Filipepi olan Botticelli, çok genç yaşta, güzel sanatlar alanında çalış­mak için sepicilikle uğraşan baba­sından izin isteyerek bir kuyumcunun yanına çırak olarak girdi. On beş yaşında, Filippo Lippi'nin yanı­na girerek resim, desen ve geometri öğrenmeye başladı. Ustasının Floransa'ya gitmesinden sonra, Antcnio Pollaiolo'nun ve Verrocchio'nun (bu konudaki bilgiler kesin değildir) yönetimi altında çalıştı. Üslubunun oluşmasında Lippi'nin ve Pollaiolo' nun etkisi oldu (yapıtlarında Lippi'nin üsluplaştırma eğilimi ve Pollaiolo' nun gerçekçiliği görülür). İlk tablo­larıyla, özellikle Kâhinlerin Tapın­ması (Floransa'da Uffizi Müzesi'nde) ve Madonna (Louvre Müzesi'nde) daha 1470 yılında büyük ün kazandı ve 1472 yılından sonra, başlıca İtalyan ressamlarından biri sayıldı (Filippo Lippi ölürken, oğlu Filippino'nun sanat eğitimini Botticelli'ye bıraktı). 1480'de Muhteşem Lorenzo de Medici'den bir sipariş aldı ve o tarihten başlayarak Floransalı resim ustalarıyla yakın ilişki kurdu. Olgunluk döneminde (1485'e doğru-1490) özellikle İlkbahar ve Venüs'ün Doğuşu adlı iki başyapıtıyla ve en güzel madonnalarıyla dikkati çeken, Lorenzo de Medici için İlahi Komed­ya'yi resimleyen ve sipariş üstüne birçok çalışma yapan Botticelli, 1491 yılında tanıştığı Savonarola'nın büyük ölçüde etkisinde kaldı. Sana­tının doruğuna ulaştıktan sonra, 1497'de resim yapmayı bıraktı ve yapıtlarının çoğunu yaktı. Savonarola'nm idamından (1498) sonra umutsuzluğa kapılan ve yok­sullaşan Botticelli,Lorenzo de Medi­ci II gibi koruyucuların desteği sayesinde yaşamını sürdürmüştür. Vasari'ye göre, Botticelli bu olaydan sonra resim yapmamıştır ama, 1505 yılından kalma, önceki tabloların­dan çok düşük düzeyde olan İsa'nın Doğuşu adlı bir tablosu ele geçiril­miştir. Daha ölümünden önce unutu­lan sanatçı, ancak XLX.yy'da John Ruskin ve önraffaellocular tara­fından yeniden keşfedilmiş ve o tarihten sonra uluslararası bir ün kazanmıştır.

 

SANATI

 Rönesans dönemindeki yeni eflatuncu soyutlama ile hümanist gerçekçi­lik diye adlandırılabilecek iki akım­dan esinlenen Botticelli, XV. yy. sonundaki Floransa sanatının doruk noktasını simgeler. Yapıtlarına ke­sin bir geometrik düzen egemendir; bazen de biçimler arasında bir bakışımlılık görülür: Kişileri çerçe­veleyen beşgen ya da ongenlerin yer aldığı benzer çemberlerin varlığı. Rönesans dönemindeki bütün İtal­yan resminin en belirgin özelliği olan bu kompozisyon kaygısı, Botticelli'nin de ağır basan özelliklerin­den biridir. Yapıtlarındaki arabesk­ler katı bir iskelet ya da anlamsız birer öğe değildirler, hareket ve duruşun inceliğini, ince uzun beden­li, uzun boyunlu ve yüzünde ciddi bir anlatım taşıyan kadının zarifliği­ni çerçeveleyen bir doku oluştururlar. Bütün bu özellikler, Botticelli' nin dinsel olmayan alegorileri işle­diği yapıtlarda bile hıristiyanlığa duyduğu ilgiyi yansıtır. Ama, büyük bölümünü sipariş üstüne yaptığı dinsel konulu tablolarının çok sayı­da ve üstün nitelikte olmasına karşın, Botticelli, dinsel bir ressam değil, gü­zelliğe tutkun bir ressam olmuştur
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle