|
Gümrükçü lakabıyla bilinen Henri Rousseau, pek varlıklı denemeyecek bir ailenin çocuğuydu. Önce Laval Lisesi'nde okudu, ama dikkatsiz, dalgın bir öğrenciydi, öğrenimini tamamlamadan okuldan ayrıldı. 1863'te orduya girdi. Askerlik yaşamında, Angers'de Napoleon II ün Meksika'ya imparator Maximilian'ı desteklemek için görderdiği askerlerle karşılaşmasının büyük etkisi oldu. Bu insanların anlattıkları, kuşkusuz kimi "egzotik" tuvallerinin (Gün Batımmda Balta Girmemiş Orman, 1907) kökeninde yer almıştır. 1868'de ordudan ayrılan Rousseau, Paris'e yerleşti ve bir yıl sonra evlendi (bu evlilikten olan dokuz çocuktan sekizi küçük yaşlarda ölmüştür). Bu arada bir iki işte çalışan sanatçı kendisine takılan "Gümrükçü" lakabına karşın hiçbir zaman gümrükçülük yapmadı. Ressam olarak kişiliğini, ilk kez 1884'te Salon'da Bağımsızlar Jürisi olmaksızın sergi açtığı sırada kanıtladı. 1888'de karışım yitiren Rousseau dört yıl sonra kendini tümüyle sanatına verebilmek için emekliye ayrıldı. 1893'te kendisi gibi Lavalli olan Jarry'yle tanıştı ve onun aracılığıyla Remy de Gourmont'u tanıdı. Gümrükçü Rousseau' nun adı, 1910'a kadar hemen hemen her yıl yapıtlarını sergilediği Bağımsızlar Sergisi'nden söz eden gazetelerde çok seyrek olarak geçmiştir. Önce Jarry daha sonra da eleştirmen Natanson, Rousseau için "primitif" sıfatını kullanmışlardır. 1899'da yeniden evlenen sanatçı, ikinci karısını da 1903'te yitirdi. Bu arada yoksul düştüğü için solfej, keman, hatta desen dersleri vermeye başlamıştı. 1906'dan sonra, o sıralarda öncü sanatın temsilcileri sayılan Apollinaire ve Marie Laurencin (Ozan ve Musa 'sı, 1909), Robert ve Sonia Delaunay, Braque, Picasso, Max Jacob, Vlaminck, vb. ressam ve ozanlarla dost oldu. 1907'de eleştirmen Wilhelm Uhde ve A.B.D'li genç ressam Max Weber'le bağlantı kurdu; Max Weber, 1910'da sanatçının ölümünden az önce, A.B.D'nde Rousseau'nun tuvallerinden oluşan ilk sergiyi düzenledi. Son olarak Ambroise Vollard pek çok tablosunu satın aldı. Gümrükçü Rousseau'nun modern resim tarihinde ayrı bir yeri vardır. Ölümünden sonra naif ressamlar okulunun önderi kabul edilen Rousseau'nun çalışmalarında renkçi bir sanatçı özellikleri (Aç Aslan, 1905) göze çarpar; bu özellikler, onun gibi kendi kendilerini yetiştirmiş olan öbür ressamlarda görülmez. Rousseau perspektif kurallarının pek çoğunu bilmediği halde (Kayalıklardaki Çocuk, 1895) son derece kişisel ve bir bakıma Quattrocento (XV. yy.) ustalarınınkine çok yakın, ama izlenimci ya da yeni izlenimci hareketlere bağlı sanatçılarınkindense çok uzak bir resim tekniği oluşturmayı başarmıştır. XIX. yy'ın ikinci yarısındaki öncü çağdaş resim ile farry'nin terimiyle "yeni süslemeci ressam"ın sanatı arasındaki karşıtlık, daha doğrusu farktan dolayı bu sanat tarihsel sürekliliğin dışında yer alır. Rousseau'nun tüm özgünlüğü ve yapıtını sınıflandırmanın olanaksızlığı fantastik gösterimlerin ün kazanmasına katkıda bulunmuştur. Yıllar sonra Gümrükçü Rousseau'nun büyük yapıtlarında gözlenen alışılmamış özellikler ve şiirlilik gerçeküstücü sanatçıları büyülemiş (Uyuyan Çingene,1897; Yılanlı Büyücü Kadın, 1907; juniet Baha'nın Arabası, 1908) ve onların Rousseau'da gerçek öncülerini görmelerine yol açmıştır.
|