|
Şiir yazmaya Galatasaray Lisesi'nde okurken Fransız sembolistlerinden etkilenerek başlayan Ahmet Haşim ilk denemelerinde öğretmenlerinden Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun yardımlarını gördü. Verhaeren, Baudelaire, Rimbaud, Mallarme gibi şairlere ilgi duyan Haşim okul arkadaşları İzzet Melih, Hamdullah Suphi, Emin Bülend ve Abdülhak Şinasiyle birlikte bir sanat çevresi oluşturdu. Çoğu şiirinde Bağdat'ta geçen çocukluk yıllarının izleri görülen Ahmet Haşim 'in toplumsal içerikten yoksun şiiri genellikle derin bir anne sevgisi, çirkinlik, yabancılık, içe kapanıklılık kompleksleri, hastalık ve ölüm korkularının getirdiği duygularla açıklanır. Ahmet Haşim'in şiirini inceleyen uzmanlar onun sanatını büyük ölçüde kişiliğine bağlamaktadırlar. Küçük yaşta annesini kaybetmesi, sert bir insan olan babasıyla bir türlü diyalog kuramaması, öğrencilik yıllarında yalnızlığını paylaşamaması ve kendisini çirkin bulması çocukluk ve ilk gençlik yıllarını derinlemesine etkileyen olaylardır. Ünlü şair daha sonraki yıllarda da kendi kişiliğiyle bağdaştırabileceği bir işi bir türlü bulamamış, küçük memuriyetlerle yetinmek zorunda kalmış, hırçınlığı geçim sıkıntılarının çökmesiyle daha bir şiddetlenmiştir. Had safhada içine kapalı, karamsar, kıskanç ve alaycı kişiliği, alınganlığı ve küçümsenme korkularıyla birleşince aydın çevrelerden de uzaklaşmış, halktan insanlara yaklaşmıştır. Türk şiirine yeni bir soluk getirmesi, bağımsızlığı, Özgünlüğü, zor bir yolu seçmiş olması, belirli duygu kalıplarına yas lanmamasıyla dikkat çeken Ahmet Haşim Türk edebiyat tarihinde önemli yer tutan bir sanatçıdır. Ahmet Haşim'e göre şiir ve düzyazı birbirlerinden kesinlikle ayrıdır. Düzyazı anlatmak için şiirse hissettirmek için yazılır ve daha çok müziğe yakındır. Şiirde anlam aranmamalıdır, önemli olan armonidir. Herkesin anlayabildiği şiirler önemsiz, bayağı ürünlerdir. Güzel şiir okurun düş gücüyle anlam kazanmış olan şiirdir. Derinliği olan şiirler çok çeşitli duyarlıklara ve yorumlara açık olmalıdır. Oldukça aşırı bir yargıyla sembolist sayılan Ahmet Haşim'in şiir anlayışında sembollere yer yoktur. Haşim şiirde kapalılığın şart olduğunu savunan, şiirin kaynağını bilinçaltında arayan ve çağrışımlara ağırlık vermek isteyen sembolistlerden büyük ölçüde yararlanmış ancak söz konusu etkileri kendi duyarlığvyla bağdaştırarak özgünlüğünü yaratmayı ve sürdürmeyi başarabilmiştir. Haşim kimi eleştirmenlere göre sembolistlerden çok izlenimcilere yakındır. Yıllar geçtikçe daha iyi anlaşılmaya başlayan Türk edebiyatının bu büyük şairi günümüzün şiir okuyucuları için hiç de kapalı ve bulanık bir şair sayılmamaktadır artık. Ahmet Haşim ilk dönem şiirlerini Cenap Sahabettin, Abdülhak Hamid, Tevfik Fikret etkisiyle ve Arapça, Farsça terkiplerle yazmıştır. Ancak şiirinin genel havasını yansıtan aşırı duygusallık, karamsarlık ve hayalcilik ilk şiirlerinde de görülür. Haşim'in şiiri olgunlaştıkça dili de sadeleşmiş ama sanatının genel havası hiç değişmemiştir. Ahmet Haşim'in sanatını üç döneme ayıran eleştirmenler ilk şiirlerinde sarı rengin, Göl Saatleri 'nde siyahın, Piyale'de kızılın ağır basmış olduğuna dikkat çekmişlerdir.Başarılı örneklerini verdiği serbest müstezatla da Türk şiirine bir yenilik getirmiş olan sanatçı bütün şiirlerini aruzla yazmış, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dranas ve Cahit Sıtkı Tarancı gibi şairleri büyük ölçüde etkilemiştir. Şiirindeki belirsizliğe, kapalılığa, duygusallığa karşı düzyazıları oldukça açık bir dille kaleme alınmıştır.
|