Ana Menü

Felsefe

Günlük Türünün Tarihsel Gelişimi ve Önemli Temsilcileri PDF Yazdır e-Posta
Edebiyat

DÜNYA EDEBİYATINDA GÜNLÜK

Batı dünyasında günlük yüzyılların akışı içinde, Ortaçağ'dan, özellikle de Rönesans döneminden sonra giderek bir iç-çözümleme alanı ve yaşanmış olguların bir kanıtı, bir tanığı haline geldi.Özellikle romantizm akımı, estetik anlayışı ve çözümlemeye verdiği önem nedeniyle, özel günlüğün geliş­mesini bir bakıma desteklemiş oldu. Fransız yazarlarından Alfred de Vigny'nin Bir Ozanın Günlüğü, Benjamin Constant'ın Özel Gün­lük, Stendhal'in journal'i (Günlük) bu alanda adı sayılması gereken yapıtlardır.Günlük ruhun gizli köşelerine ulaş­maya olanak sağlar. A. Gide'in Günlük'ünde (Journal) ve Kierkegaard'ın Baştan Çıkarıcının Günlüğü takı­naklar, arzular, manyakça korkular, gizemli sevgiler olduğu kadar, estetik ve dinsel bir çatışmanın öğeleri de hep yazı yoluyla sürekli olarak "kurcalanıp" gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Ayrıca daha titizce işlenmiş bir yazı biçiminin de doğmasına yol açmıştır: Montaigne'in Deneme­leri (Essais); Pascal'in Pensees'si (Düşünceler); vb. Öte yandan, Lenardo da Vinci, Delacroix, Klee gibi ressamların, Maine de Biran gibi fel­sefecilerin not defterlerini de unut­mamak gerekir. 

Bu arada bazı roman ve anlatıların da düşsel bir günlük biçiminde yazıldığı görülür. Bunlar arasında Gogol'un Bir Delinin Günlüğü, Octave Mirbeau'un Bir Oda Hizmetçisinin Günlüğü, Rilke' nin Maile Laurids Brigge'nin Notları, Defoe'nun Veba Yılı Gün­lüğü, Bernanos'un Bir Köy Rahibinin Günlüğü sayılabilir. Dostoyevski' nin Bir Yazarın Günlüğü'yse gazete makalelerinden ve siyasal nitelikli yazılarından oluş­muş bir derlemedir. Dünya edebiyatında günlük türünde yapıt vermiş başlıca yazarlar ara­sında Goethe, Baudelaire, Gide, Paul Leautaud, james Bosvvell, julien Green, Virginia Woolf, Katherine Mansfield, Cesare Pavese, H.F. Amiel'in adları sayılabilir. 

TÜRK EDEBİYATINDA GÜNLÜK 

Günlük, Türk edebiyatına Batı'dan geçmiş bir türdür. Ancak, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ruzname adıyla bilinen kitaplar da vardı. Osmanlı sarayında günlük tutmak bir gelenek haline gelmişti. Padişah­ların iki ruznamesi olurdu: İç ruz­name; dış ruzname. Bunları padişah­lar değil de, görevlendirdikleri kişiler yazardı. Sözgelimi, Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran ve Mısır seferlerine katılan Haydar Çelebi'nin ruznamesi, Selim III ün sırkâtibi Yekçeşim Ahmet Muhtar Bey'in ruznamesi bunlar arasında sayılabilir. Gene Osmanlı dönemine ilişkin vakayi­name, seyahatname, sefaretname gibi yapıtlarda "günlük" sayılabile­cek bölümlere Taşlanmaktadır. Tanzimat döneminden sonra tutul­muş günlükler için Jurnal, hatıra def­teri gibi terimler kullanıldı. Cumhu­riyet dönemindeyse başka terimler önerildi: Sözgelimi Falih Rıfkı Atay, Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan günlük niteliğindeki iki yazısına "Gündelik" ve "Gündem"başlıklarını koydu. Salâh Birsel günlük, Nurullah Ataç günce terimini yeğlediler. Oktay Akbal ve Melih Cevdet Anday'sa sonradan günce sözcüğünde karar kıldılar. 

Günlük Türk edebiyatında gelişip zenginleşebilecek bir tür durumuna tam anlamıyla gelemedi. Tanzimat dönemi tiyatro yazarlarından Direk­tör Ali Bey, İstanbul'dan Hindistan'a yaptığı yolculuğunu Seyahat jurnali (1897), tarihçi Ahmet Refik de Trab­zon, Erzurum, Kars, Ardahan ve Batum'a yaptığı yolculuğun günlü­ğünü Kafkas Yollarında (1919) adıy­la, kitaplaştırdı. Ozan Nigâr Hanımın ölümünden elli yıl sonra açılmasını vasiyet ettiği, yirmi defter tutan gün­lüklerinin bir bölümü oğlu tarafından Nigâr Binti Osman: Hayatımın Hikâ­yesi (1959) adıyla yayımlandı (ünlü araştırmacı tarihçilerden İbnülemin Mahmut Kemal İnal'ın henüz yayım­lanmamış günlükleri de araştırmacı­lar tarafından çok ilgi çekici ve önemli bulunmaktadır). Mustafa Kemal Atatürk'ün Anafartalar Savaşı sırasında tuttuğu günlük de daha sonra Anafartalar Muhare­belerine Ait Hatıralar adıyla yayım­landı (1955). 1950 yıllarından sonra günlüklerin dergi sayfalarında kal­mayıp kitaba dönüştüğü görüldü. Salâh Birsel'in Günlük (1955) adıyla yayımladığı kitap, genel günlükler­den ayrı, bir edebiyat günlüğü niteliği taşır. Salâh Birsel'in 1972-1975 yılla­rını kapsayan günlüğü de Kuşları Örtünmek (1976) adıyla yayımlan­mıştır  

Nurullah Ataç'ın da yazıları sonra­dan toplanıp iki cilt halinde ve Günce (1960) adı altında yayımlandı Selahattin Batu İsviçre Günleri, 1966; Avus­turya ve Venedik Günleri, 1970 ile Burhan Arpad (Uçuş Günlüğü, 1959; Gezi Günlüğü, 1962) yolculuklarında tuttukları günlükleri yayımlamayı ilke edinmiş yazarlardandır. Oktay Akbal, öykülerine, fıkralarına, hatta denemelerine bağlanan günlüklerini çeşitli tarihlerde kitaplaştırdı (Gün­lerde, 1968; Anılarda Görmek, 1972; Yeryüzü Korkusu, 1974) Bu yazarların dışında Muzaffer Buyrukçu (Arkası Yarın. 1976; Sıcak İlişkiler, 1982), Mehmet Şeyda, Tomris Uyar (Gündökümü 75, 1977; Sesler, Yüzler ve Sokaklar, 1981) da günlük türünde yapıtlar verdi. Günlük türü Türk edebiya­tında kimi romancılar tarafından biçimsel özelliğiyle romanlara da uygulandı. Bu tür romanlar arasında, Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu (1922), Yakup Kadri Karaosmanoğlu' nun Yaban (1932), Peride Celal'in Evli Bir Kadının Günlüğünden (1971) adlı yapıtları anılabilir.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle